Journals / Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Lokman Hekim Tıp Tarihi ve Folklorik Tıp Dergisi / 2019 / Cilt: 9 - Sayı: 2
Violence against Women: According to İstanbul Islamic Jurisprudence Records
- Pages
- 236–255
- DOI
- —
Abstract
Object: “Islamic Jurisprudence Records” one of the important sources for Turkish History reflecting political, social and economic aspects of Ottoman Society form XVth century until the end of XIXth century. These records can be regarded as valuable sources for history of law and medicine due to their extensive content. Materials and Methods: “Violence” and in particular “violence against women” became an important issue regarding medical practice and our social life in recent (past) ten years. This study is conducted to evaluate the historical aspects of “violence against women”, over occasions covered by İstanbul Islamic Jurisprudence Records. İstanbul Islamic Jurisprudence Records (1-40) published by Turkish Divinity Foundation Center for Islamic Studies were enjoyed. The books enjoyed were including in sum 23387 records. Records concerning violence against women, regardless to the gender of the perpetrator, determined and classified. Classification was conducted according to the titles and subtitles in the classification of the crimes in Ottoman Criminal Law. Results: Results includes physical violence cases as “battery”, “torture”, “virginity testing”, “commercialization of female body”, “indecent assault”, “rape” and “homicide”, as well as verbal violence cases concerning “insulting” and “aspersion”. People of both sexes (both men and women) were determined as perpetrators of these acts. Also both total strangers and intimate people were involved as perpetrators in these occasions concerning aggressive behavior. Conclusions: During XVIth and XVIIth centuries in İstanbul, victims of violence against women were used their rights given in positive jurisprudence system and applied to courts, in search of safety and protection form prosecutors, personally or by their representative. These litigations served the visibility of and awareness regarding “violence against women” in social and historical context.
Özet
Amaç: “Şer‘iyye sicilleri” XV. yüzyıldan, XIX. yüzyılın son dönemini kapsayan Osmanlı toplumunun ekonomik, siyasi ve toplumsal yaşantısına dair bilgiler içeren, Türk tarihinin ana kaynaklarından birisini oluşturan çok önemli kayıtlardır. Bu siciller kapsamları itibarıyla tıp ve hukuk tarihimiz açısından da çok önemli bir yere sahiptir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada son yıllarda etkileri ve sonuçları ile sosyal ve tıbbi yönden önemli bir sorun oluşturan “şiddet” ve bunun bir alt başlığı olarak “kadına yönelik şiddet” olgusunun tarihsel planda İstanbul Şer‘iyye Mahkeme Sicillerine yer alan olaylar üzerinden değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Araştırmaları Merkezi İSAM yayını olan İstanbul Kadı Sicilleri (1-40) incelenmiştir. İncelenen bu kitaplarda toplam 23387 kayıt bulunmaktadır. Sözü edilen şer‘î mahkeme sicillerinde, erkek ya da kadın hangi cinsiyetten gelirse gelsin, kadına yönelmiş şiddet unsuru içeren kayıtlar saptanmış ve gruplandırılmıştır. Bu gruplandırma yapılırken Osmanlı ceza hukukunda suçların sınıflandırıldığı ana ve alt başlıklar kullanılmıştır. Bulgular: Bunlar arasında “darp”, “eziyet (işkence)”, “bekâret muayenesi”, “kadın (bedeni) ticareti”, “sarkıntılık”, “tecavüz”, ve “öldürme” gibi fiziksel şiddet ögeleri içeren vakalar olduğu gibi, “iftira” ve “hakaret” gibi ağırlıklı olarak sözel şiddet ögeleri içeren mahkeme kayıtlarının da yer aldığı görülmüştür. Davaya konu olan suçun faillerinin, hem erkek hem kadın olabildiği; bu kişilerin kadının yakını olabileceği gibi, hiç tanımadığı kişiler de olabildiği görülmektedir. Sonuç: On altıncı ve XVII. yüzyıllarda İstanbul’da şiddete uğramış kadınların ya kendileri ya da vekilleri aracılığı ile mahkemeye başvurdukları ve dönemin pozitif hukukunun verdiği hakları kullanarak, kendilerine şiddet uygulayan kişilerden uzaklaşmaya ve kendilerini korumaya çalıştıkları görülmektedir. Kadınların, mahkemeye başvurmaları ile “kadına yönelik şiddet” de görünür hale gelmiştir.