Journals / Medenî Usûl ve İcra - İflâs Hukuku Dergisi / 2013 / Cilt: 9 - Sayı: 25

(MANDATORY JOINDERS ON COMMON PROPERTY AND AN ANALYSIS OF JOINDERS IN RESPECT TO TURKISH CIVIL PROCEDURE)

PAYLI MÜLKİYETE KONU EŞYADA MECBURİ DAVA ARKADAŞLIĞI VE DAVAYI BİRLİKTE AÇMA ZORUNLULUĞUNUN USÛL HUKUKU AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Pages
183–211
DOI
—

Abstract

In Turkish civil procedure, common property owners will be regarded as mandatory joinder in those cases where the whole property may be affected. Article 1025 of Turkish Civil Code should not be applied directly but by analogy to disputes concerning the measure of immovable property. If one of the mandatory joinders is not involved, the case must be rejected because of lack of competence to litigate. If a person is inserted in a case ex officio by the judge, s/he can appeal to a higher court; however, if s/he does not appeal to a higher court, the court’s decision will stand.

Özet

Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazın tamamı üzerinde tasarruf neticesi doğuracak işlemler ancak paydaşlar tarafından birlikte yapabilir ve usûl hukuku açısından bu durumda aralarında maddi bakımdan mecburi dava arkadaşlığı söz konusu olur. Taşınmazlarla ilgili yüz ölçümünden kaynaklanan uyuşmazlıklara tescilin düzeltilmesine ilişkin Medeni Kanunun 1025. maddesi doğrudan değil kıyasen uygulanmalıdır. Bu sebeple dava tapu idaresi muhatap alınarak değil, fazla yüz ölçümünden yararlanan kimselere karşı açılmalıdır. Mecburi dava arkadaşlığının söz konusu olduğu durumlarda, dava arkadaşı olarak davada yer alması gereken kimselerden bir kısmı davaya dahil edilmemişse, ortaya usûl hukuku açısından “sıfat” değil, dava takip yetkisi noksanlığı çıkacaktır. Davanın başında davacı/davalı olarak gösterilmeyen kimsenin, mahkemece re’sen davaya dahil edilmesi ve hakkında hüküm verilmesi durumunda, hükmü kanun yoluna götürerek ortadan kaldırılmasını sağlayabilir. Ancak kişi kanun yoluna başvurmamışsa, artık söz konusu hükme karşı bu sebeple başvurulabilecek herhangi bir olağanüstü kanun yolu olmadığı gibi “yok hüküm”, “etkisiz hüküm” şartlarını taşımadığından bu kapsamda da değerlendirilemez.