Journals / Medenî Usûl ve İcra - İflâs Hukuku Dergisi / 2019 / Cilt: 15 - Sayı: 43
A CRITICAL VIEW ON APPEAL PROCEDURE
- Pages
- 441–466
- DOI
- —
Abstract
Appellate procedure against a first instance court decision is one of the essential elements of fair trial. Thus the right to recourse to the competent appellate court may only be restricted by an act of the parliament. The automatic annual increase of the monetary limits for appeal should not be determined with an administrative action. Because of such annual increase’s being based on “the revaluation rate” declared by the Ministry of Finance, there is the risk that a court decision which can be appealed at the outset, becomes inappealable afterwards. Besides, determining different monetary limits for appeal with respect to different court decisions is incompatible with the principle of equality. Not only the rules in Turkish Code of Civil Procedure but also the recent decisions of regional appeal courts show that the function of regional appeal courts is similar to that of the cassation court. Finally, a vast number of various court decisions are inappealable, which is incompatible with the aim of providing a nation-wide uniform application of law.
Özet
Mahkemeler tarafından verilmiş bir karara karşı kanun yollarına başvurabilmek hak arama hürriyetinin bir gereği olduğu için kanun yoluna başvuru diğer şartların da sağlanması koşuluyla ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu durumun bir sonucu olarak istinaf ve temyizdeki parasal sınırlar bir idari işlemle belirlenemez. Yine, yeniden değerleme oranı dolayısıyla başlangıçta kanun yolu denetimine tâbi olan bir hükme karşı sonradan kanun yoluna başvurulamaması riski de bulunmaktadır. Ayrıca, kanun yoluna başvuru bakımından farklı mahkemeler için değişik parasal sınırlar belirlenmesi de eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Bunların yanı sıra gerek HMK’daki düzenlemeler gerekse de bölge adliye mahkemelerinin bugüne kadarki uygulaması istinaf mahkemelerinin bir derece mahkemesi olmaktan ziyade bir kontrol mahkemesi olarak telakki edildiğini göstermektedir. Son olarak temyize tâbi olmayan davalar, temyizin ülke genelinde hukuk birliğini sağlama amacıyla mütenasip olmayacak ölçüde çok ve çeşitlidir.