Journals / Memleket Siyaset Yönetim / 2008 / Cilt: 3 - Sayı: 6

Conservative and Realist: Prof.Dr. Ahmet Davutoğlu

Muhafazakar ve Gerçekçi: Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu

Pages
1–21
DOI
—

Abstract

In this article, the close and complex relationship between conservatism and realism in international relations theory is tried to be examined. As an important example, works of Ahmet Davutoğlu is referred, as a leading figure in Turkish Foreign Affairs since 2002, when the Islamist party AKP won the general elections and formed the government. From then on, Davutoğlu, who was a part of a Islamist-conservatist-realist school as an academician, has served as the chief advisor for foreign affairs for Prime Minister’s and President’s Offices, hence has contributed a lot to the Turkish foreign policy practice as well. Davutoğlu’s approach is a trial to reconcile the neo-ottomanism, an expansionist policy longing for the Ottoman imperial epoch, with the contemporary American neo-liberalism representing and leading today’s imperialism. Davutoğlu is “realistic” in favoring US policies and claims that a Turkish revival would be probable all over the Ottoman geography and even beyond, if the two nations’ interests are described integrally.

Özet

Bu çalışmanın amacı uluslararası ilişkiler teorisinde muhafazakarlığın tarihe bakışta ve güncel gelişmeleri değerlendirirken kendini farklılaşan biçimler altında nasıl ortaya koyduğunu ele almaktır. Bu çerçevede, 2002 seçimlerinde TBMM’ye giren iki partiden biri olan ve 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra da iktidar partisi konumunu sürdüren Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) ilk iktidar döneminde Büyükelçi sıfatıyla Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık danışmanı, ikinci döneminde de Büyükelçi ve Birim Yöneticisi sıfatlarıyla Başbakanlık Başdanışmanı olarak görev yapan, hükümet siyaseti üzerinde etkili olan, hem Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, hem de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün güvendiği ve “hocam” diye hitap ettikleri Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun yazı ve konuşmaları örnek olarak incelenecektir. Yazı kapsamında, dış siyasette muhafazakar bir çerçevenin dünya ve Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu özgün koşullarda nasıl yeniden üretildiği, hangi açılardan muhafazakar, hangi açılardan gerçekçi bir yaklaşımın hakim olduğu, bu iki tutumun birbiriyle yakın ilişkileri Davutoğlu’nun muhafazakar yaklaşımının karmaşık yapısı çerçevesinde ele alınmaya çalışılacaktır.