Journals / Literatür Eczacılık Bilimleri Dergisi / 2018 / Cilt: 7 - Sayı: 3

Deleterious Outcomes of Vitamin D Deficiency and Toxicity On Maternal-Fetal, Infant and Child Health

Vitamin D Eksikliğinin ve Toksisitesinin Maternal-Fetal, İnfant ve Çocuk Sağlığı Üzerindeki Zararlı Sonuçları

Pages
205–226
DOI
—

Abstract

Vitamin D deficiency is a widespread public health problem that affects general population in all over the world and also in our country as well as it poses a particular risk for pregnant and lactating women, newborns, infants and children. It is essential in terms of maternal health and the deficiency presents in 20-85% of pregnant women. If vitamin D is inadequate along with several complex physiologic alterations in vitamin D and calcium metabolism in pregnancy, the maternal-fetal vitamin D homeostasis breakdowns and it leads to numerous and serious health problems in pregnant women, fetus, infant and children. Low levels of vitamin D are associated with preeclampsia and gestational diabetes mellitus in pregnant women; brain, heart, musculoskeletal system disorders in hypocalcemic infant; anormal bone development, rickets, Type 1 diabetes mellitus, schizophrenia and asthma in children. On the other hand, vitamin D supplements are generally suggested to obtain adequate levels during pregnancy and lactation. However intoxication may occur due to misuse of vitamin D and/or excessive exposure originating from wrong practices in food fortification and food supplement manufacturing. The toxic levels may cause hypercalcemia, neuromuscular function disorders, polyuria, life threatening dehidration and nephrocalcinosis both in mother and infants. Therefore, although vitamin D contributes to the development of public health through the short-term and long-term favourable effects on maternal-fetal and infant health, it seems to be safer when the dose/duration determined and suggested by physicians based on individual, ethnic, genetic and environmental factors are used.

Özet

Vitamin D eksikliği, dünya çapında ve ülkemizde genel nüfusu etkileyen ve oldukça yaygın görülen bir halk sağlığı sorunu olmakla birlikte; özellikle gebeler, emziren kadınlar, yenidoğan, infant ve çocuklar için bir risk oluşturmaktadır. Maternal sağlık açısından vitamin D esansiyeldir ve gebelerin %20-85’inde vitamin D eksikliği görülmektedir. Gebelikte vitamin D ve kalsiyum metabolizmasındaki karmaşık fizyolojik değişimler ile birlikte, maternal vitamin D düzeyi de yetersizse maternal-fetal vitamin D homeostazı bozulmakta ve gebelerde, fetüs, infant ve çocuklarda çok sayıda ciddi sağlık sorunu ortaya çıkabilmektedir. Düşük vitamin D düzeyleri, gebelerde başlıca preeklampsi, gestasyonel diyabet gibi hastalıklarla; hipokalsemik infantta, beyin, kalp, kas-iskelet sistemini etkileyen rahatsızlıklarla; çocuklarda, düzensiz kemik gelişimi, raşitizm, Tip 1 diyabet, şizofreni ve astım ile ilişkilendirilmektedir. Diğer taraftan, gebelik ve emzirme dönemlerinde yeterli vitamin D düzeylerinin sağlanması amacıyla genellikle vitamin D desteği önerilse de hekimler tarafından uygun görülen dozda/sürede kullanımına uyulmaması ve gıdalara destek amaçlı eklenen dozlarda ya da destek ürünlerinin üretimi aşamasında yapılan hatalardan dolayı yanlışlıkla fazla miktarda maruz kalınması gibi nedenlere bağlı olarak zehirlenmeler görülebilmektedir. Vitamin D toksik düzeyleri hem annede hem de infant ve çocuklarda hiperkalsemi, nöromusküler işlev bozuklukları, poliüri, hayatı tehdit eden dehidrasyon ve nefrokalsinoza neden olmaktadır. Dolayısıyla, vitamin D maternal-fetal ve infant sağlığı üzerindeki kısa/uzun dönem olumlu etkileriyle toplum sağlığının geliştirilmesine oldukça önemli katkı sağlasa da ancak bireysel, etnik, genetik ve çevresel etmenler dikkate alınarak hekimler tarafından önerilen doz ve sürede kullanımı ile güvenli görülmektedir.