Journals / Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi / 2014 / Cilt: 20 - Sayı: 5
Investigation of efficacy of intravenous fluorescein in the diferential diagnosis of intraperitoneal bladder rupture with liver and spleen lacerations: An experimental study on rabbit model
- Pages
- 687–690
- DOI
- —
Abstract
To evaluate the efficacy of fuorescein for the diferential diagnosis of bladder ruptures by parasynthesis after intravenous administration of fuorescein in rabbits with bladder ruptures, liver and spleen lacerations. A total of 24 male New Zealand rabbits were used. They were divided into 3 groups which involved 8 rabbits. Group 1 involved rabbits with iatrogenic bladder ruptures, Group 2 involved rabbits with iatrogenic liver and spleen lacerations and Group 3 involved rabbits with bladder ruptures, liver and spleen lacerations together. We administered IV fuorescein to all rabbits via vena auricularis manga and investigated the presence of fuorescein in the peritoneum by parasynthesis. All the collected fuorescein in the peritoneum of 3 groups were recorded according to the colours. If parasynthesis fuid was observed with naked eye, it was recorded as F (+); if not, it was recorded as F(-). Cystoscopy of Group 1 revealed that urine coloured with fuorescein passed into the peritoneum after bladder rupture. In parasynthesis which was performed simultaneously, in Group 1 urine coloured with fuorescein was aspirated into the injector. In Group 2, it was observed that fuorescein coloured abdominal organs after liver and spleen laceration; but the hemoragic fuid colured with fuorescein could not be clearly observed with naked eye. Fluorescein that mixed with hemoragic fuid and urine could easily be seen with naked eye in Group 3 after interventions. This study revealed that intavenous administration of fuorescein can be used for diagnosis of intraperitoneal ruptures in daily practice.
Özet
Bu çalışmada mesane rüptürü ile birlikte karaciğer ve dalak laserasyonu oluşturulan tavşanlara intravenöz yolla fuorescein verilerek parasentez yöntemiyle mesane rüptürünün tanısının ve ayırıcı tanısının saptanması amaçlandı. Çalışmada 24 adet erkek New Zealand ırkı tavşan kullanıldı. Tavşanlar 8erli 3 gruba ayrıldı. Grup 1e iatojenik mesane perforasyonu oluşturulan tavşanlar, Grup 2ye iatrojenik karaciğer ve dalak laserasyonu oluşturulan tavşanlar ve Grup 3e ise iatrojenik mesane rüptürü, karaciğer ve dalak laserasyonu oluşturulan tavşanlar dahil edildi. Tüm tavşanlara vena auricularis magnadan intravenöz yolla fuorescein verilerek, rüptüre mesane içerisindeki fuoresceinin karın boşluğuna karışıp karışmadığı parasentez yöntemiyle araştırıldı. Her 3 gruptaki abdominal boşluğa birikmiş fuoresceinli mayilerin renk tonları ayrı ayrı gözlemlendi. Parasentez sıvısında çıplak gözle fuorescein gözleniyorsa F (+), gözlenmiyorsa F (-) olarak kaydedildi. Grup 1de yapılan sistoskopik muayenede, mesane rüptürü sonrasında fuorescein ile boyanmış idrarın abdominal boşluğa geçtiği gözlendi. Eşzamanlı yapılan parasentezde, Grup 1deki fuoresceinli idrarın enjektör içerisine geldiği görüldü. Grup 2de karaciğer ve dalak laserasyonu sonrasında, fuoresceinin abdominal boşluktaki organları boyadığı gözlendi. Çıplak gözle hemorajik mayinin fuorescein ile boyanması net olarak fark edilemedi. Grup 3e yapılan işlemler sonrasında, hemorajik ve idrar ile karışmış fuorescein net olarak belirlenebildi. Bu çalışma ile intraperitoneal mesane rüptürlerinde intravenöz yolla fuorescein uygulamasının pratikte tanısal bir değere sahip olduğu belirlenmiştir.