Journals / İzmir Tepecik Eğitim Hastanesi Dergisi / 2007 / Cilt: 17 - Sayı: 2
Clinical findings in patients with cow's milk allergy
- Pages
- 83–87
- DOI
- —
Abstract
Aim: The most frequent food allergy in early childhood is cow's milk allergy (CMA). In this study, we aimed to evaluate the clinical and laboratory findings of our patients with CMA. Methods: Nineteen cases who had presented with recurrent complaints such as wheezing, urticaria, atopic dermatitis and rhinitis, and who were diagnosed as CMA with clinical and laboratory findings were evaluated retrospectively. Presenting complaints, onset of symptoms, the time they were seen in allergy clinic, atopic disease in the family, complete blood count, total eosinophil count, immunoglobulin £ (IgE) levels, food mixed (fx5), inhalant, milk and egg specific IgE (slgE), skin prick test results, responses to the elimination diet were noted.Results: Complaints of the patients had started at 4.6±1.6 months (2-7 months), skin findings were prominent at this time (urticaria 31%, atopic dermatitis 31%), but respiratory symptoms (wheezing 47.4%) gained more importance afterwards. AH of the patients responded to the 'elimination. In five patients provocation test was positive after one year of elimination. In all of the cases fx5 and milk slgE were positive and milk slgE level was class 2 and above. Egg slgE was positive in 47% of the patients. Milk allergy was demonstrated in all and egg allergy was demonstrated in seven of the 12 cases, to whom prick test was performed. In two cases (10%) inhalant slgE was positive. Conclusion: In our cases, symptoms began as skin findings in early life. However, complaints concerning respiratory system were the prominent symptoms when they were referred to allergy clinic. Even though CMA is seen in the first years of life, it might persist afterwards. Diagnosis of this disease, in which elimination is important for management, must be confirmed.
Özet
Amaç: Erken çocukluk döneminde en sık görülen gıda alerjisi inek sütü alerjisidir (İSA). Bu çalışmada amacımız İSA tanısıyla izlenen hastalarımızın klinik ve laboratuar özelliklerini değerlendirmektir. Yöntem: Hışıltı, ürüker, atopik dermatit, rinit gibi tekrarlayan yakınmalarla getirilen, klinik ve laboratuar bulgularla İSA tanısı alan 19 olgu retrospektif olarak değerlendirildi. Olguların yakınmaları, yakınmaların başlama zamanları, alerji polikliniğinde değerlendirilme zamanları, ailede atopik hastalık varlığı, hemogram, total eozinofil, immunglobulin E (IgE) düzeyleri, gıda karışım (fx5), inhalan, süt ve yumurta spesifik IgE (slgE), deri prik testi sonuçları, eliminasyon diyetine yanıtları kaydedildi. Bulgular: Olguların yakınmalarının başlama zamanı 4.6±1.6ay (2-7 ay) olup, bu dönemde cilt bulguları ön planda iken (ürüker %31, atopik dermatit %31), daha sonra solunum bulgularının (hışıltı %47.4) öne çıktığı saptandı. Hastaların hepsinde eliminasyona yanıt mevcuttu. Beş hastada bir yıllık eliminasyon sonrasında tekrarlanan provokasyon testinde pozitif reaksiyon saptandı. Olguların tümünde fx5 ve süt slgE pozitif olup, süt slgE düzeyi klas 2 ve üzerinde idi. Yumurta slgE olguların %47 sinde pozitif bulundu. Prik test yapılan 12 olgunun hepsinde süt, yedisinde yumurta alerjisi saptandı. İki olguda (%10) inhalan slgE pozitif idi. Sonuç: Olgularımızda yakınmaların erken dönemde cilt bulguları şeklinde başladığı ancak hastaların alerji polikliniğine yönlendirilmelerinde solunum sistemi ile ilgili yakınmaların ön planda olduğu saptandı. İSA yaşamın ilk yıllarında görülse de daha sonra da devam edebileceği unutulmamalıdır. Tedavisinde eliminasyonun önemli olduğu bu hastalıkta, tanının doğrulanması gereklidir.