Journals / Kriz Dergisi / 2002 / Cilt: 10 - Sayı: 1
The Prevalance of Depressive Symptom Levels in Puerperal Period: Relationship with Obstetric Risk Factors, Anxiety Levels and Social Support
- Journal
- Kriz Dergisi
- Pages
- 0–0
- DOI
- —
Abstract
Objective: Pregnancy and postpartum period are accepted as risk periods for depression by many clinicians. Depression beginning during pregnancy may last in postpartum period or it may just begin in postpartum days. For this reason in this period clinicians must be careful about mental disorders especially depression. The aim of this study is to determine the depressive symptom levels and their relations with sociodemographic charactecistics, obstetric risk factors and anxiety levels in postpartum period. Method: 100 patients at their first postpartum day were assessed by means of depressive symptoms, state-trait anxiety and perceived social support with the aid of Multidimensional Scale of Perceived Social Support, State-Trait Anxiety Inventory "STAI", and Beck Depression Inventory. Results: The present results have important implications. The prevalence of high levels of depressive symptoms was found to be % 10-15 in the postpartum period. Age, education, employment state, number of children and perceived social support were not associated vvith depressive symptom levels. Hovvever depressive symptoms were found to be more, prevalent in physically ili mothers. Ali mothers trait anxiety scores were high but there vvere no differences betvveen depressed and non-depressed groups by means of state and by the trait anxiety scores. Discussion: The findings of this study show that most of the puerperal vvomen suffer from anxiety and smaller proportion of them also have severe depressive symptoms. We suggest that both of them worsen the quality of life of the mother and the infant. These must be identified and intervened for the well being of both mother and infant
Özet
Amaç: Gebelik ve postpartum dönem birçok klinisyen tarafından depresyon için yüksek risk dönemi olarak kabul edilmektedir. Gebelikte başlayan depresyonun doğum sonrası devam edebileceği gibi sadece postpartum dönemde depresyonlar başlayabilir. Bu sebeple özellikle problemlere açık bu dönemde depresyon başta olmak üzere birçok ruhsal soruna karşı hekimin dikkatli olması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; post partum dönemde depresif semptom düzeyleri, ve bunların sosyodemografik özellikler, obstetrik risk faktörleri, ve anksiyete düzeyleri ile ilişkisini saptamaktır. Yöntem: Bu tarama çalışmasında, 100 kadında doğumdan sonraki ilk yirmi dört saat içinde anket formu, Beck depresyon ölçeği, durumluk ve sürekli kaygı ölçeği ve sosyal destek ölçeği ile depresyon semptom düzeyleri, kaygı düzeyi ve algılanan sosyal destek açısından değerlendirilmiştir. Bulgular: Postpartum dönemde depresif semptom prevalansı % 10-15 arasında değişmektedir. Çalışmamıza göre depresyon semptomları düzeyi, gebelik yaşı, evlilik süresi, eğitim düzeyi, sosyoekonomik düzey, antenatal bakım ve sosyal destekle ilişkili değildir. Kronik fiziksel hastalığı olan kadınların depresyon semptomları düzeyleri kronik fiziksel hastalığı olmayanlara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksektir. Bütün annelerin sürekli kaygı düzeyleri yüksek saptanmasına rağmen, depresyon semptomları yüksek olan grup olmayanlar ile karşılaştırıldığında kaygı düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır. Tartışma: Bu çalışmanın sonuçları, puerperal kadınların büyük bir bölümü anksiyete semptomlarından ve daha az bir kısmı da ağır depresyon semptomlarından yakınmakta olduğunu göstermektedir. Her ikisi de hem yeni doğanın hem de annenin yaşam kalitesini bozabilecek durumlardır, bu sebeple tanınmaları ve gereken durumlarda müdahale edilmeleri anne ve bebeğin lehine olacaktır