Journals / Toplum ve Sosyal Hizmet / 2002 / Cilt: 13 - Sayı: 2
How Aging Women can have their Freedom?
- Journal
- Toplum ve Sosyal Hizmet
- Pages
- 11–37
- DOI
- —
Abstract
It is a well known fact that aging has dijferent dimensions such as physical, psychological, mental and social. Therefore, aging is assumed to be a biological, social, economic, ecological and biographical destiny. It is generally believed that those who have a long life go through the process of aging more successfully and that women live longer than men. But, in fact, success and aging are two concepts that conflict with each other. ifa long life was the sign o f success, we wouldfînd out that today yvomen go through a more successjul aging process in comparison to men and there vvould be a mass of happy old women. But the situation is just the opposite. The socio-economic situation of women is the most important factor determining their guality of life and women get to knowing poverty in their young ages already. The risk o f extreme poverty accompanies women ali through their lives. It is a striking fact that young women who wish to get professional education find this possibility under harder conditions then young men in the same situation. In Germany, far example, women make two thirds o f those who apply far professional education. Therefare, the majority o f those less than thirty years who receive social benefits are women. Therefare, instead of organizing are women. Therefare, instead of organizing should be strived, to avoid poverty which steals/takes away womens freedom.
Özet
Yaşlanmanın bedensel, ruhsal, zihinsel ve sosyal değişimleri kapsayan farklı boyutlar bulunmaktadır. Bu yüzden yaşlanmanın biyolojik, sosyal, ekonomik, ekolojik ve biyografik bir yazgı olduğu kabul edilir. Uzun ömürlü insanların, diğerlerinden da ha başarılı yaşlandıkları düşünülür ve bütün toplumlarda kadınlar erkeklerden daha fazla yaşar. Oysa başarı ve yaşlanma kavramları bir biriyle bağdaşmayan iki tezat kavramdır. Eğer uzun ömürlülük başarının bir göstergesi olsaydı, günümüz kadınının erkeklerden daha başarılı bir yaşlanma süreci geçirdiğini tespit eder, karşımızda daha mutlu bir yaşlı kadın kitlesi bulurduk. Ama durum bunun tam tersine işaret etmektedir. Kadınların sosyo-ekonomik durumları onların yaşam kalitelerini belirleyen en önemli faktördür ve kadınların yoksullukla tanışması gençlik yıllarından itibaren başlar. Aşırı fakirlik riski kadına ömür boyu refakat eder. Okulu bitirdikten sonra meslek eğitimi yapmak isteyen genç bayanların, genç erkeklerden çok daha zor şartlar altında meslek eğitimi için bir yer bulabildikleri göze çarpmaktadır. Örneğin Almanya’da meslek eğitimi için başvuru yapanların üçte ikisini kadınlar meydana getirmektedir. Bu yüzden 30 yaşın altında olup, fakirlik yardımı alanların çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Sefalet içindeki kadınların erkeğe olan bağımlılıklarım organize edeceğimize, kadının özgürlüğünü elinden (ç)alan bu sefaleti nasıl önleyebiliriz, asıl bunun cevabını aramamız getirmektedir.Yaşlanmanın bedensel, ruhsal, zihinsel ve sosyal değişimleri kapsayan farklı boyutlar bulunmaktadır. Bu yüzden yaşlanmanın biyolojik, sosyal, ekonomik, ekolojik ve biyografik bir yazgı olduğu kabul edilir. Uzun ömürlü insanların, diğerlerinden da ha başarılı yaşlandıkları düşünülür ve bütün toplumlarda kadınlar erkeklerden daha fazla yaşar. Oysa başarı ve yaşlanma kavramları bir biriyle bağdaşmayan iki tezat kavramdır. Eğer uzun ömürlülük başarının bir göstergesi olsaydı, günümüz kadınının erkeklerden daha başarılı bir yaşlanma süreci geçirdiğini tespit eder, karşımızda daha mutlu bir yaşlı kadın kitlesi bulurduk. Ama durum bunun tam tersine işaret etmektedir. Kadınların sosyo-ekonomik durumları onların yaşam kalitelerini belirleyen en önemli faktördür ve kadınların yoksullukla tanışması gençlik yıllarından itibaren başlar. Aşırı fakirlik riski kadına ömür boyu refakat eder. Okulu bitirdikten sonra meslek eğitimi yapmak isteyen genç bayanların, genç erkeklerden çok daha zor şartlar altında meslek eğitimi için bir yer bulabildikleri göze çarpmaktadır. Örneğin Almanya’da meslek eğitimi için başvuru yapanların üçte ikisini kadınlar meydana getirmektedir. Bu yüzden 30 yaşın altında olup, fakirlik yardımı alanların çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Sefalet içindeki kadınların erkeğe olan bağımlılıklarım organize edeceğimize, kadının özgürlüğünü elinden (ç)alan bu sefaleti nasıl önleyebiliriz, asıl bunun cevabını aramamız getirmektedir.