Journals / Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi / 2019 / Sayı: 42
IMPACT OF THE QUR'AN AND THE PROPHET (PBUH) ON ARABIC LANGUAGE
- Issue
- 2019 · Sayı: 42
- Pages
- 27–55
- DOI
- —
Abstract
Arabic, the language of the Quran, is an important language of both Islamic and world civilization. Before Islam, it was divided into different dialects and came under the pressure of Aramaic language and Syriac. Arabic language, which could not create a written literature before Islam, gained a new mission with influence of the Quran and the Hadith Sharif and became an important language of the world. The Arabs, who established a state with the spirit and excitement of Islam, began to use Arabic as an official language in the states they established, and they saved their language from the pressure of foreign languages by making it an effective written language. The Quraysh dialect, which is the revelation language of Quran, dominated other dialects for religious and political reasons, became the written and literary language for all Arabs and ensured the language unity of Arabic. The Quran, that made innovations in the religious and intellectual lives of the Arabs, introduced new words, compositions and meanings into Arabic and affected its narrative and rhetoric features. The Arabic script, that did not develop because it could not find an area of usage before Islam, gained an area of usage with Islam, developed in parallel with the development of Islamic civilization and became a widespread script. Arabic grammar studies, which began with the aim of understanding and glossing the Quran, led to the compilation of Arabic literature, that did not become a written language, and the recording of the collection of speech and literature of this language. The Arabic language, which was exclusive to the Arab geography before Islam, became a world language by spreading to wide geographies along with the Islamic conquests.
Özet
Kur’ân-ı Kerim’in dili olan Arapça hem İslâm hem de dünya medeniyetinin önemli bir dilidir. İslâmiyet’ten önce farklı lehçelere ayrılmış, Ârâmîce ve Süryânîce’nin baskısı altına girmiş, bu nedenle yazılı edebiyat oluşturamamış olan Arap dili, Kur’ân-ı Kerim ve Hadis-i Şerif’in etkisiyle yeni bir misyon kazanarak dünyanın önemli dili haline gelmiştir. İslâmiyet’in verdiği ruh ve heyecanla devlet kuran Araplar, kurdukları devletlerde Arapçayı resmî dil olarak kullanmaya başlamışlar ve dillerini etkin bir yazı dili haline getirerek yabancı dillerinin baskısından kurtarmışlardır. Kur’ân-ı Kerim’in dili olan Kureyş lehçesi, dinî ve siyasî nedenlerle diğer lehçelere baskın gelerek bütün Arapların yazı ve edebiyat dili haline gelmiş ve Arapçanın dil birliğini sağlamıştır. Arapların dinî ve fikrî hayatlarında yenilik yapan Kur’ân-ı Kerim, Arapçaya yeni kelimeler, terkipler ve anlamlar kazandırmış, onun anlatım ve belâğat özelliklerini etkilemiştir. İslâmiyet’ten önce kullanım alanı bulamadığı için gelişememiş olan Arap yazısı, İslâmiyet’le beraber kullanım alanı kazanarak, İslâm medeniyetinin gelişmesine paralel bir şekilde gelişim göstermiş ve yaygın biz yazı haline gelmiştir. Kur’ân-ı Kerim’i anlamak ve şerh etmek maksadıyla başlayan Arapça dilbilgisi çalışmaları, yazılı hale gelmemiş Arap edebiyatının derlenmesine ve bu dilin söz ve edebiyat külliyatının kayıt altına alınmasına vesile olmuştur. İslâmiyet’ten önce Arap coğrafyasına münhasır olan Arap dili, İslâmî fetihlerle beraber geniş coğrafyalara yayılarak bir dünya dili haline gelmiştir.