Journals / GORM:Gynecology Obstetrics & Reproductive Medicine / 2011 / Cilt: 17 - Sayı: 3
Gebelikte erken ikinci trimesterda izlenen uterin prolapsus olgu sunumu
- Pages
- 170–172
- DOI
- —
Abstract
Pelvic organ prolapse is a health concern affecting millions of women worlwide.Morover,a woman has an estimated lifetime risk of 11 percent to undergo surgery for prolapse or incontinence.Despite the apparent prevalence of pelvic support problems ,there are few studies of high epidemiologic quality to accurately estimate disease prevalence.But uterine prolapse is a rare condition during pregnancy which can be complicated with severe maternal and neonatal outcomes.We report a case of uterine prolapse and cervical alongation which is first diagnosed at the 17th week of gestation.After the recognation, the patent is administered by both conservative and then non-surgical(pessary) managements.Unique part about our case is early gestastional age at the time of diagnosis and the fact that our patient had only one previous vaginal delivery and no more risk factors for a pelvic organ prolapse with new-onset uterine prolapse in her current(second)pregnancy.In majority of cases pregnancy is superimposed on a preexisting prolapse.Prolapse occurs as a result of relaxation and tearing down of the supportive structures.
Özet
Pelvik organ prolapsusu tüm dünyada milyonlarca kadını etkileyen bir sağlık sorunudur. Bir kadının tüm yaşamı boyunca prolapsus veya inkontinans nedeniyle cerrahi operasyon geçirme riski %11’dir. Belirgin pelvik destek problemlerini içeren prevelans çalışmaları dışında, pelvik organ prolapsusu prevelansını tayin etmeye ilişkin geniş ölçekli çalışma sayısı oldukça azdır. Ancak uterin prolapsus gebelikte nadir görülür ve ciddi maternal ve neonatal sonuçlar ile komplike olabilir. Biz ilk kez 17. gebelik haftasında tanı alan servikal elongasyon ile seyreden uterin prolapsus vakasını takip ettik. Tanı sonrasında olgu hem konservatif hem de cerrahi olmayan (pesser uygulaması) yöntemler ile yönetildi. Takip ettiğimiz olguyu literatürdeki diğer vakalardan ayıran ve önemli kılan birtakım özellikler mevcuttu. Bunlar; tanının konduğu gestasyonel haftanın 17. gebelik haftası gibi erken bir dönem olması ve hastanın pelvik organ prolapsusuna yönelik önceki vajinal doğumun dışında ek bir risk faktörünün olmaması.Gebelikte izlenen pelvik organ prolapsuslarının büyük çoğunluğu gebelik öncesi var olan bir prolapsus rahatsızlığının üzerine süperimpoze olarak gelişmektedir. Ancak bizim takip ettiğimiz vakada mevcut gebeliği öncesi ve ilk gebeliğinden sonra hastanın uterin prolapsusu yoktu. Gebelik sonrası pelvik organ prolapsusu, pelvik destek yapılarının relaksasyonu ve/veya yırtılması sonucu oluşabilmektedir.