Journals / Anestezi Dergisi / 2007 / Cilt: 15 - Sayı: 4
The incidence and risk factors of pressure ulcer in patients treated in the adult intensive care unit
- Journal
- Anestezi Dergisi
- Pages
- 253–259
- DOI
- —
Abstract
Objective: Pressure ulcer is a frequent complication in critically ill patients. We aimed to investigate pressure ulcer incidence and risk factors in the intensive care unit (ICU). Methods: Following Ethics Committee approval, we retrospectively analyzed the data from all adult patients with pressure ulcers in the ICU from January 1 to December 31, 2006. Age, gender, diagnosis, concomittant disease, morbidity, reposition, use of sedatives/analgesics/neuromuscular blocking drugs, duration of mechanical ventilation (MV), PaO2/FiO2 ratio, albumin level, length of stay (LOS) in ICU, outcome, onset date and location and level of pressure ulcer were recorded. Results: There were 74 patients enrolled in this study. The mean age of the patients was 46.0 ± 18.2 years, 45 of them were male and 29 were female. Pressure ulcer was developed in 26 (35.1%) patients. The most common beginning location was sacrum (61.5%) with grade I (86.4%). During treatment in ICU, pressure ulcer sites were the sacrum (53.3%), gluteal region (13.3%) and heels (13:3%), and the most common grade was II (61.5%). Pressure ulcers were related to limited reposition (p<0.05), duration of MV (p<0.01) and low PaO2/FiO2 ratio (p<0.01). The mean ICU stay was 27.46±32.01 days. Prolonged LOS in the ICU was significantly related to pressure ulcer (p<0.001). During the study period, 47 patients (63.5%) survived, while 27 (36.5%) died. Conclusion: We determined that limited reposition, low PaO2/FiO2 ratio, prolonged MV and LOS in ICU were significantly associated with the presence of pressure ulcers.
Özet
Amaç: Bası yarası, yoğun bakım hastalarında sık karşılaşılan bir komplikasyondur. Çalışmamızda, Reanimasyon Ünitesi (RÜ)'nde bası yarası insidansını ve risk faktörlerini araştırmayı amaçladık. Yöntem: Etik Kurul onayından sonra, 1 Ocak-31 Aralık 2006 tarihleri arasında, RÜ'de tedavi edilen bası yarası olan olguların kayıtları retrospektif olarak incelendi. Yaş, cinsiyet, tanı, yandaş hastalık, pozisyon verilebilme durumu, sedatif, analjezik ve kas gevşetici ilaç kullanımı, mekanik ventilasyon (MV) süresi, PaO2/FiO2 oranı ve albumin düzeyi, RÜ yatış süresi, tedavi sonucu, bası yarası başlangıç günü, bölgeleri ve evreleri kaydedildi. Bulgular: Çalışmamıza 74 olgu alındı. Olgular 46.0±18.2 yaşında olup, 26 (%35.1) olguda bası yarası gelişmişti. Bası yarası çoğunlukla sakral (%61.5) bölgeden başlamış olup, en sık evre I (%86.4) bası yarası ile karşılaşılmıştı. İzlem süresinde ise sakral (%53.3), gluteal (%13.3) ve topuk (%13.3) bölgelerinde bası yarası gözlenirken, en sık evre II (%61.5) bası yarası mevcuttu. Yatak içinde pozisyon verilebilme (p<0.05), uzamış mekanik ventilasyon süresi (p< 0.01) ve düşük PaO2/FiO2 oranı (p<0.01) bası yarası gelişimi ile ilişkiliydi. Olguların RÜ yatış süresi 27.46±32.01 gündü. Uzamış RÜ yatış süresinin bası yarası gelişimi ile ilişkili olduğu saptandı (p<0.001). Çalışma döneminde 47 olgu (%63.5) yaşamakta iken, 27 (%36.5) olgu kaybedilmişti. Sonuç: Çalışmamızda; RÜ yatış ve MV sürelerinin uzun olmasının, pozisyon verilememesinin ve düşük PaO2IFiO2 oranının bası yarası risk faktörleri arasında olduğunu saptadık.