Journals / Fırat Tıp Dergisi / 2014 / Cilt: 19 - Sayı: 4

Mean Platelet Volume and Arterial Stiffness Relation in Newly Diagnosed Hypertensive Patients

Yeni Tanı Hipertansif Hastalarda Ortalama Trombosit Hacmi ve Arteriyel Sertlik İlişkisi

Pages
189–192
DOI
—

Abstract

Mean Platelet Volume and Arterial Stiffness Relation in Newly Diagnosed Hypertensive Patients Objective: Arterial stifness is a highly prevalent predisposing factor in the development of cardiovascular disease. The objective of the present study is to determine the effect of mean platelet volum (MPV) on arterial stiffness (carotid-femoral pulse wave velocity) in newly diagnosed hypertensive patients. Material and Method: We enrolled 105 newly diagnosed hypertensive patients (mean age 44±8 years, 38 male) who admitted to our nephrology center. Arterial stiffness was measured by carotid femoral pulse wave velocity, using the automatic device Complior Colson® recording unit. We have recorded all laboratuary parameters and demographic features. Results: Age, systolic blood pressure, diastolic blood pressure, MPV, uric acid, total cholesterol, homocystein was positively correlated with carotid femoral pulse wave velocity. In logistic regression model, LDL-cholesterol, homocystein, MPV and age were predictor of carotid femoral pulse wave velocity. Conclusion: MPV is a readily practical and reproducible parameter that should be available in all routine blood counts. Increased MPV has been found to be a predictor of arterial stiffness in newly diagnosed hypertensive patients.

Özet

Amaç: Arteriyel sertlik kardiyovasküler olayları öngörebilmesi açısından önemli bir parametredir. Çalışmamızda yeni tanı almış hipertansif hastalarda karotid-femoral nabız yayılma hızını Ortalama Trombosit Hacmi (OTH)’nin de dahil olduğu kardiyovasküler risk parametreler ile ilişkisini belirlemeyi hedefledik.. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 105 yeni tanı almış hipertansif hasta (ortalama yaş 44±8 yıl, 38 erkek) dahil edildi. Ambulatuar kan basıncı kayıtları, kan biyokimya ölçümleri ve kardiyovasküler belirteçleri analiz edildi ve kaydedildi. Her hastada arteriyel sertlik, Complior® cihazı ile nabız dalga yayılma tekniği kullanılarak tesbit edildi. Bulgular: Yaş (r=0.21, p=0.04), bel çevresi (r=0.16, p=0.04), Ortalama trombosit hacmi (r=0.182, p<0.05), klinik sistolik kan basıncı (r=0.238, p<0.01), diastolik kan basıncı (r=0.195, p<0.05), serum glukoz (r = 0,37; p<0,000), ürik asit (r = 0,24; p<0,008), total kolesterol (r=0,18; p<0,049), homosistein (r=0,21; p<0,022) ölçümleri nabız dalga yayılımı ile pozitif korele bulundu. Lojistik regresyon modelinde düşük dansiteli lipoprotein (r2=1.2; 95% CI 1.1-3.2), OTH (r2=2.7; 95% CI 2.1-2.9), homosistein (r2=3.4; 95% CI 2.8-4.1), yaş (r2 =5.6; 95% CI 4.2-6.6) nabız dalga yayılımının bağımsız prediktörü idi. Sonuç: Bu çalışmada diyabeti olmayan hipertansif hastalarda arteriyel sertlik ile OTH arasında istatistiksel olarak kuvvetli ilişki olduğu gözlendi. OTH yüksek saptanması arteriyel sertliğin arttığını göstermesi açısından önemlidir.