Journals / Türkiye Tarımsal Araştırmalar Dergisi / 2020 / Cilt: 7 - Sayı: 2

Monitoring the Land Degradation Neutrality in Saline and Sodic Lands after Reclamation and Agricultural Activities

Tuzlu ve Sodik Arazilerde Islah ve Tarımsal Faaliyetler Sonrası Arazi Tahribatının Dengelenmesinin İzlenmesi

Pages
172–182
DOI
—

Abstract

Prevention of agricultural land degradation due to the natural or anthropogenic impacts and recovery of degraded lands have recently become among the strategic targets of many countries. In this context, the concept of land degradation neutrality (LDN) is defined as an indicator of reducing the rate of land degradation and increasing the rate of improvement in degraded lands. Land degradation neutrality in a region or in the terrestrial ecosystem can be achieved if productive land area and thus sustainable land use remains constant or increases. In this study, the effects of reclamation activities and agricultural production initiated in the pasture, which was naturally occurred with saline/sodic properties, were evaluated within the framework of LDN. In the assessment of LDN, net primary productivity (NPP) of pasture under post-reclamation agricultural activities, the normalized difference vegetation index (NDVI) for pre-reclamation and post-reclamation periods, and soil organic carbon stock (TOCS) data were used. Irrigation water was not sufficient for the whole area; therefore, reclamation was carried out in an area of approximately 1200 ha. In this context, disturbed and undisturbed soil samples were taken from 202 points of the study area in 2008 and 2012. Organic matter (OM), bulk density, soil reaction (pH) and electrical conductivity (EC) of soil samples were determined and evaluated. The mean TOCS content of the study area in the pre-reclamation period was 40.51 tons ha-1, while it was increased to 44.68 tons ha-1 after the reclamation and agricultural activities. The NDVI and NPP values, which were between -0.044 and + 0.060 and 125 and 250 g C m-2 in pre-reclamation period, increased to 0.419 - 0.631 and 0.234 - 0.551; and 200 - 475 g C m-2 and 200 - 407 g C m-2 after the reclamation and agricultural activities in 2013 and 2017, respectively. The mean OM content of the study area in the pre-reclamation period was 2.09% and the OM content increased to 2.16% in the pre-reclamation period. The EC values decreased from 4.08 dS m-1 to 2.26 dS m-1. The findings of the study indicated that land management practices adopted in the land reclamation had a positive impact on land productivity as well as to the LDN. In addition, this study reveals the importance of updated databases for monitoring land degradation and neutrality.

Özet

Tarım arazilerinin doğal veya insan kaynaklı etkiler ile bozulmasının önlenmesi ve tahrip olan arazilerin geri kazanımı son zamanlarda birçok ülkenin en önemli stratejik hedefleri arasına girmiştir. Bu kapsamda, arazi tahribatının dengelenmesi (ATD) kavramı, arazi bozulması oranının düşürülmesi ve bozulmuş alanların iyileştirilme oranının artırılmasının göstergesi olarak tanımlanmaktadır. Bir bölgede veya karasal ekosistemde verimli arazi alanı ve dolayısıyla sürdürülebilir arazi kullanımı sabit kaldığında veya arttığında ATD’ye ulaşıldığı düşünülebilir. Bu çalışmada, doğal olarak oluşmuş tuzlu/sodik özelliklere sahip merada, ıslah faaliyetleri ve sonrası başlatılan tarımsal üretimin etkileri, ATD çerçevesinde değerlendirilmiştir. ATD’nin değerlendirilmesinde, meranın ıslah sonrası tarımsal faaliyetler altındaki üretkenliği, ıslah öncesi ve ıslah sonrası dönemlere ait normalize edilmiş fark bitki örtüsü indeksi (NDVI), net birincil verimlilik (NPP) ile toprak organik karbon stoku (TOCS) verileri kullanılmıştır. Tüm alanda sulama imkânı bulunmadığından yaklaşık 1200 hektarlık alanda ıslah çalışması yürütülmüştür. Bu kapsamda 2008 ve 2012 yıllarında çalışma alanında 202 noktadan bozulmuş ve bozulmamış toprak örnekleri alınmıştır. Toprak örneklerinin organik madde (OM), hacim ağırlığı, toprak reaksiyonu (pH) ve elektriksel iletkenlikleri (EC) belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Islah kapsamındaki arazilerde başlangıçta ortalama 40.51 ton ha-1 olan TOCS, ıslah ve tarımsal faaliyetler sonrası 44.68 ton ha-1’a çıkmıştır. Islah öncesi -0.044 ile + 0.060 ve 125 ile 250 g C m-2 arasında olan NDVI ve NPP değerleri, ıslah sonrası önemli bir artış göstererek, 2013 ve 2017 yıllarında sırası ile 0.234-0.551 ve 0.419-0.631 ve 200-475 g C m-2 ve 200-407 g C m-2 aralığında kayıt edilmiştir. Islah çalışması yürütülen alanlarda ıslah öncesi ortalama OM değeri % 2.09 iken, ıslah sonrası ortalama % 2.16’ya çıkmıştır. EC değerleri ise 4.08 dS m-1’den 2.26 dS m-1’e düşmüştür. Elde edilen bulgular arazi ıslah çalışmalarında benimsenen arazi yönetim uygulamalarının arazi üretkenliğine dolayısı ile ATD'ye olumlu bir etki yaptığını ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bu çalışma, arazi bozulması ve dengelenmesinin izlenmesi için güncel veri tabanlarının önemini de ortaya koymaktadır.

Keywords: Tuzluluk, sodiklik, Landsat, normalize edilmiş fark bitki örtüsü indeksi, arazi tahribatının dengelenmesi