Journals / Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Araştırmaları Dergisi / 2017 / Cilt: 7 - Sayı: 3
A comparative Analysis of Foreign Direct Investment, Institutional Quality and Economic Development in Developed and Underdeveloped Countries: From 1996 to 2015
- Pages
- 561–586
- DOI
- —
Abstract
Abstract Throughout the decades, theories have stated that countries with a lack of savings should well-fix its institutional structure and follow, consequently, the economic development’s path by attracting FDI. In this study two groups of countries were selected. A group of five rich-natural resources and underdeveloped countries and that of five poor-natural resources and developed countries. The first group is constituted by: Democratic Republic of Congo (DRC), Ghana, Liberia, Nigeria and Zimbabwe, while the second is composed by: Denmark, Germany, Ireland, Finland and Switzerland. This work examines the effects of natural resources, FDI and institutional quality on economic development as well as the role of natural resources and institutions in the attraction of FDI to economic development from 1996 to 2015. This study makes analysis which is relying on the fixed-effects models and on the technique of dummy variables in the population-averaged models with the OLS estimators. The abundance of natural resources, institutional qualities and the impact of FDI on economic development is among the most curious research topics. However, the reality is that countries which are poor-natural resources perform well than richer-natural resource countries. Indeed there must be an indispensable condition such as good institutions that permit positive contribution of natural resources to economic performance. Rich-natural resources countries must establish political institutions which are production- friendly. According to the results of this study, institutional quality matter in the group of underdeveloped countries. These countries worry more about almost all institutional quality variables, whereas the group of developed countries worry more about political instability such as violence or terrorism’s likelihood and government effectiveness other than political variables. The establishment of the political institutions that reduce corruption, improve the quality of law, reduce problems in contracts’execution, respect the voice of electors, and increase the quality of control of markets may, of course, permit natural resources and FDI to act positively on economic development in the group of rich-natural resources/oil and underdeveloped countries.
Özet
Özet1980’li yıllardan itibaren dünya ekonomisi genelinde neo-liberal iktisat politikalarının yükselişe geçmesiyle başlayan finansal serbestleşme uygulamalarının bir uzantısı olarak sermaye hareketlerinin serbestleşmesi giderek artmıştır. Bu sürecin bir diğer uzantısı da doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının artış eğilimine girmesidir. Küreselleşme olgusuyla birlikte, özellikle az gelişmiş ülkeler için gereksinim duyduğu sermayenin tamamını ya da en azından bir kısmını doğrudan yabancı yatırımlar yoluyla karşılayabilir mi sorusu daha çok sorulmaya başlanmıştır. Buna ek olarak doğrudan yabancı yatırımların ev sahibi ülke ekonomisine pozitif mi negatif mi katkısı olduğu da diğer bir merak uyandıran araştırma konusunu oluşturmaktadır.Bu perspektifte doğal kaynakların bolluğu, kurumların kalitesi ve doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerindeki etkisi önemli araştırma alanlarından biridir. Kurumların kalitesinin ve tasarrufun eksik olduğu ülkelerde doğrudan yabancı yatırımların ülkeye girmesiyle ekonomik büyümeye katkı yapabileceği konusunda farklı bakış açıları içeren teoriler bulunmaktadır. Bununla birlikte genel olarak doğrudan yabancı yatırımların bölgesel kalkınmada önemli bir unsur olduğu, ancak başarılı kalkınmanın anahtarının dengeli ve etkili iç tasarruf ve yatırımlar, nitelikli beşeri sermaye ile etkin makroekonomik ve yapısal politikalara da bağlı olduğu kabul edilmektedir (Gedikli, 2011:128).Bu çalışmada doğal kaynakların, doğrudan yabancı yatırımların ve kurumların kalitesinin ekonomik büyüme üzerindeki etkileri 1996- 2015 yılları arasındaki dönem için incelenmiştir. Çalışmanın analiz kısmında fixed-effects modelleri ve kukla değişkenler kullanırak OLS tahmin modeli kurulmuştur. Bu çalışmada iki farklı ülke grubu seçilmiştir. Beş ülkeden oluşan birinci grupta doğal kaynak zengini ve az gelişmiş ülkeler olan Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gana, Liberya, Nijerya ve Zimbabwe yer almaktayken ikinci grupta ise Danimarka, Almanya, İrlanda, Finlandiya ve İsviçre gibi gelişmiş ancak doğal kaynak yönünden zayıf ülkeler bulunmaktadır. Bu çalışmanın bulgularına göre doğal kaynak zengini ülkerin büyüme performansı doğal kaynak yoksunu olan ülkere göre düşüktür. Doğal kaynakların, ekonomik büyümeye olumlu katkılar sağlayabilmesi için ülkede bulunan kurumların iyi işlemesi gerekmektedir. Bol miktarda doğal kaynak rezervi olan ülkelerin üretim yanlısı politik kurumlara sahip olmasıyla ekonomik büyüme gerçekleşmektedir. Çalışmanın sonucuna göre; az gelişmiş ülkerden oluşan birinci grup ülkelerde kurumların kalitesi zayıftır. Bu ülkelerde siyasi çeşitlilikten daha fazla şiddet ve terör gibi politik istikrarsızlık ve hükümetin etkinsizliği mevcuttur. Az gelişmiş ülkelerde yolsuzlukların azaltılması, kanunların kalitesinin arttırılması, seçim sonuçlarına saygı ve siyasi kurumların güçlendirlmesi doğal kaynakların doğru kullanımına neden olurken aynı zamanda doğrudan yabancı yatırımları artırarak ekonomik büyümede önemli bir rol oynamaktadır.Az gelişmiş ülkelerin çoğu, zayıf yerel kurumları nedeniyle makroekonomik şoklara karşı koyamamakta ve büyüme eğilimlerini uzun dönemlerde sürdürememektedir. Bu tür şoklara karşı alınan tedbirlerin dağıtım ve bölüşüm mekanizmasıyla ilgili ciddi iktisat politikası uygulamalarına neden olduğunu ifade edilmektedir. Fakat buradaki sorun hangi politikaların nasıl uygulanacağıdır. Çünkü iktisat politikaları uygulamalarında, kararlılık kadar politikaların nasıl uygulandığı da önem arz etmektedir. Bu noktada sağlam kurumsal yapının tesis edilmiş olması, politika uygulamalarındaki olumsuzlukların daha düşük maliyetle giderilmesine olanak tanımakta ve ekonomik şokun büyümesini önlemektedir (Rodrik 1999:1). Çalışmada yapılan regresyon analizi sonucuna göre 1996- 2015 yıllarını kapsayan dönemde; doğal kaynak zengini olan az gelişmiş ülke grubunda ekonomik büyümede doğal kaynakların etkisi negatif yöndedir. Az gelişmiş ülkelerde petrol gibi değerli bir kaynağın varlığı bile ekonomik performansa olumlu şekilde yansımamaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlar ve kurumsal kalite ise bu grup ülkelerde ekonomik kalkınma üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Çalışmada yer alan doğal kaynak yoksulu gelişmiş ülke grubu için ise doğrudan yabancı yatırımların ekonomik kalkınma üzerinde herhangi bir etkisi bulunamamıştır. Bu şaşırtıcı sonucu değerlendiriken söz konusu gelişmiş üke grubunda yer alan ülkelerin büyük oranda doğrudan yabancı sermaye dışa veren ülkeler olduğu göz önüne alınmalıdır. Çalışmada incelenen az gelişmiş ve gelişmiş ülke grupları temel olarak siyasi durumları (kurumları) açısından birbirlerinden ayrışmaktadırlar. Gelişmiş ülkeler kurumların kalitesini göz önünde bulundurup politikalar geliştirirken az gelişmiş ülkelerde hükümetin etkinliği ve siyasi istikrar alanlarında problem yaşanmaktadırlar.