Journals / İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Dergisi / 2017 / Cilt: 7 - Sayı: 1
Birth injuries: Assessment of clinical findings and maternal, fetal and obstetric risk factors
- Pages
- 53–59
- DOI
- —
Abstract
Objective: Although most birth injuries are mild and self-limited, others may be serious causing temporary or permanent neurological impairment. In this single -centre, retrospective study we aimed to determine the presence and type of birth injury and related risk factors predisposing the infant to injury. Methods: We evaluated 123 newborns with birth injuries who were hospitalized in our neonatal intensive care unit between January 2009 to December 2013. We classified birth injuries into five main categories such as fractures, soft tissue injuries, nerve tissue injuries, intraabdominal organ injuries and intracranial hemorrhage. Relationship between the presence of birth injury and predisposing risk factors such as maternal diabetes, multiparity, mode of delivery, gestational age and birth weight of the neonate was investigated.Results: During the study period, 123 infants out of 16792 (0.73%) were determined to have birth injury. Birth traumas were more frequently observed in deliveries of neonates at > 40 GA, and during normal spontaneous vaginal delivery. Injuries to soft tissues were the most common type of birth injury. Soft tissue injuries were significantly more frequent in primipar mothers, girls, neonates delivered via cesarean section, and in newborns with birth weight of <4000 g.Conclusion: Despite recent refinements in obstetric techniques, birth injuries still remain an important cause of neonatal morbidity and mortality. We predict that a significant reduction in the occurance rate of this dramatic clinical entity can be achieved if the clinicians recognize 24'te e-poster olarak sunulmuştur.Alındığı tarih: 14.06.2016 appropriate mode of delivery. In addition since diverse complaints of the patient may be related Kabul tarihi: 07.12.2016 predisposing risk factors, ensure appropriate follow-up of high-risk pregnancies and determine.
Özet
Amaç: Doğum travmalarının çoğu hafif ve kendini sınırlayan şekilde gerçekleşmesine rağmen, bir kısmı yenidoğan ve yaşamın ilerleyen dönemlerinde geçici ve kalıcı nörolojik sekellere, hatta ölüme neden olabilmektedir. Tek merkezli, retrospektif çalışmamızda, doğum travmalarının varlığını, tipini ve bebekte yaralanmaya neden olan ilişkili olduğu risk faktörlerini belirlemeyi amaçladık.Yöntem: 2009-2013 yılları arasında yenidoğan yoğun bakım kliniğimize yatan ve doğum travması bulunan 123 bebeğin dosyaları incelendi. Doğum travmaları, yumuşak doku hasarı, kemik doku hasarı, sinir dokusu hasarı, intrakranial kanama, intraabdominal organ hasarı olarak beş gruba ayrıldı. Ayrıca annede multiparite varlığı, diyabetes mellitus varlığı, doğum şekli, gestasyon haftası, doğum ağırlığı gibi faktörlerin doğum travması ile ilişkisi araştırıldı.Bulgular: Çalışma süresinde, 16792 hastanın 123'ünde (%0,73) doğum travması saptandı.Doğum travmaları >40GH bebeklerde ve NSVY ile doğumlarda sık olarak gözlendi. Doğum travmalarından en sık görülen yumuşak doku travmasıydı. Yumuşak doku travmasının, primipar annelerde, kızlarda, sezaryen ile doğan bebeklerde ve doğum ağırlığı <4000 g olan bebeklerde anlamlı olarak daha fazla olduğu belirlendi.Sonuç: Obstetrik yöntemlerde gelişmelere rağmen, doğum travmaları neonatal mortalite ve morbiditenin hala önemli bir kaynağıdır. Doğum travmalarına yönelik risk faktörlerinin bilinmesi, riskli gebeliklerin yakın takibinin sağlanması ve uygun doğum şeklinin belirlenmesi ile travmatik doğum sıklığı azalacaktır. Ek olarak, hastanın başvurusundaki farklı yakınmalarında doğum travması ile ilişkili olabileceğinden, klinisyenin doğum travmalarına geniş yelpazeden bakması gerekmektedir. Bu nedenle, detaylı bir anamnez ve ayrıntılı fizik muayene, tedavinin zamanında başlanması ve hukuki sonuçlar için belgelemenin yapılması açısından çok önemlidir.