Journals / Kadın/Woman 2000 - Kadın Araştırmaları Dergisi / 2013 / Cilt: 14 - Sayı: 1

The dna space: An investigation of spatial templates of gender

Mekânın dna'sı: Toplumsal cinsiyetin mekânsal kalıplarının sorgulanması

Pages
107–133
DOI
—

Abstract

The relationship between space, which is the primary subject of architecture, and gender defines a large area of interest and includes many different perspectives. The gender phenomenon formalizes a basic distinction of human beings and divides the population into two different groups: female and male. According to this distinction, society attributes different roles and responsibilities to women and men. The gender difference brings forward a spatial differentiation as well. The advertising industry is one of the key areas where the relationship between gender and space closely mirrors social assumptions. Advertisements are in direct relation to socio-cultural structure of the society and its consumption culture. The borders between femininity and masculinity can be re-presented, not only in the socio-cultural field, but also in the spatial organization of an advertisement through the role models and their stereotypical behaviours. Through commercials space can be attributed with the gender codes XX – XY which in turn can acquire new meaning. Furthermore, new representations of gendered spaces can be demonstrated. In this study, through the selected representations of domestic – albeit constructed or fictional – spaces in the IKEA Catalogues, the relationship between gendered stereotypes and these commercialized spaces are analysed. Images which appeared in 2010, 2011, and 2012 IKEA Catalogues have been studied with respect to the relationship of gender-space and gender codes possessed by domestic spaces.

Özet

Birincil uğraş alanı mekân olan mimarlık disiplini ile cinsiyet ilişkisi, farklı perspektifler barındıran geniş bir çalışma alanı tanımlamaktadır. Cinsiyet olgusu insanlar arasındaki en temel ayrımı şekillendirmekte, tüm dünya nüfusunu, “kadın ve erkek” olarak iki gruba ayırmaktadır. Toplum, bu ayrıma dayanarak kadın ve erkeğe farklı davranmakta, onlara farklı özellikler ve görevler yüklemektedir. Yaşanan cinsiyetler arası ayrım, mekânsal farklılaşmayı da beraberinde getirmektedir. Cinsiyet-mekân arasındaki ilişkinin toplumsal kabullere paralel okunabileceği önemli alanlardan biri reklamcılık sektörüdür. Reklam, var olan tüketim kültürü ve toplumdaki sosyo-kültürel yapı ile doğrudan ilişkilidir. Reklam iletilerinde yaratılan rol-modeller ve desteklenen davranış kalıplarıyla, yalnızca sosyokültürel alanda değil, mekânsal organizasyon anlamında da dişi ile eril olanın sınırları pekiştirilmekte ya da yeniden belirlenip sunulabilmektedir. XX-XY cinsiyet kodları reklam iletileri üzerinden yeniden anlamlandırılabilmekte, yeni eşleştirmeler içinde sergilenebilmektedir. Bu düşünceden hareketle çalışma kapsamında, İkea firması özelinde reklam amaçlı hazırlanan ürün kataloglarında yaratılan mekân imgeleri üzerinden cinsiyet-mekân ilişkisi irdelenmektedir. Eve dair herşeyi bir bütün halinde sunan İkea firması ve firma söyleminin süreklilik gösterdiği ürün kataloglarında yaratılan “kurgusal ev” imgesi, olanak sağladığı yeni okumalar ile araştırma alanını oluşturmuştur. Çalışmanın, mekânsal kurgu ile günlük yaşama ait toplumsal kurgu arasındaki bağın öncelikli temsil alanı olan evsel alan üzerinden yürütülmesi tercih edilmiş, eril kodlar ile evsel alan ilişkisi üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda çalışma, 2010, 2011 ve 2012 yıllarına ait