Journals / Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2015 / Cilt: 17 - Sayı: 2
THE SITUATION OF SERVİCE RECIPIENTS UNDER EUROPEAN UNION AND TURKISH ASSOCIATION LAW: DEMIRKAN JUDGEMENT OF THE EUROPEAN COURT OF JUSTICE
- Pages
- 189–232
- DOI
- —
Abstract
In its Demirkan ruling of 2013, the European Court of Justice (ECJ) had ruled that Turkish citizens who wanted to move to EU countries as service recipients though for short stays, would continue to be subject to EUs common visa policy. As the concept of service recipients corresponds to a large category of persons under EU law, Demirkan judgement of the Court raised great concern both in European and Turkish public opinion and political environment since it was linked to the determination of whether or not Turkish nationals had the right to move to EU countries without any visas. However, the political deadlocks in the relationship between Turkey and the EU accompanied with the prejudices arising from the worries due to any possible mass migration from Turkey to the Union, caused the ECJ to justify its decision in Demirkan in a way that is hardly compatible with the basic logic of law. The ECJ in Demirkan judgement, made a serious return from the positive atmosphere created by its earlier case law. What was surprising for most scholars with regard to Demirkan judgement, was not the political outcome reached by the Court, but rather the way the ECJ justified its judgement in legal terms. This study aims to make a comparative and critical analysis of the findings of the ECJ and the Advocate General in Demirkan judgement taking into consideration the studies concluded on this specific case by national and international academicians as well as the case law of the ECJ.
Özet
Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) 2013te sonuçlandırdığı Demirkan davasında, AB ülkelerinde kısa süreli de olsa hizmet alıcısı olarak bulunmak isteyen Türk vatandaşlarının, ABnin ortak vize rejimine tabi olmaya devam edeceklerini karara bağlamıştır. Demirkan kararı, AB hukukunda hizmet alıcısı kavramının çok geniş bir insan kategorisini kapsaması nedeniyle, Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz gidip gidemeyeceklerinin tespiti bakımından, gerek AB, gerek Türk kamuoyu ve politik çevrelerinde büyük ilgi uyandırmıştır. Bununla birlikte Türkiye ve AB arasındaki ilişkideki politik açmazlar ve Türkiyeden ABye olası bir yoğun göç endişesine dayanan politik önyargılar, Divanın, Demirkan davasındaki kararının hukuk mantığıyla sağlıklı olarak örtüşemeyecek şekilde gerekçelendirilmesine yol açmıştır. Divan, Demirkan kararında önceki içtihat hukukunun yarattığı olumlu etkiden ciddi bir dönüş yapmıştır. Bu kararda Divanın vardığı politik sonuçtan ziyade, çoğu hukukçuyu esasen şaşırtan, Divanın hukuksal zeminde bu sonuca hangi gerekçelerle ulaştığıdır. Bu çalışmada, ABADın ve Hukuk Sözcüsünün Demirkan kararındaki incelemelerinin, konuyu irdeleyen Türk ve yabancı akademisyenlerin görüşleri çerçevesinde ve Divanın içtihat hukuku ışığında karşılaştırmalı ve eleştirel olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.