Journals / Kadın/Woman 2000 - Kadın Araştırmaları Dergisi / 2014 / Cilt: 15 - Sayı: 2
Fransız Kadın "Sınır" Edebiyatında Kimlik Arayışı
- Pages
- 95–114
- DOI
- —
Abstract
The aim of this article, rooted within both the post-colonial and the feminist discourse, is to connect Western women's search for new forms of identities to the experiences and perspectives of immigrant/migrant women and with a particular focus in on a specific group of writers: Algerian women writers living in France. These women, living between two worlds, in a cultural and national borderland have employed different strategies of resistance; sometimes has been victims of ambivalence conflicts or have sometimes enjoyed the multiple identities. In my interpretation borderland is a metaphor for (un)belonging, of being a nomad within cultures in perpetual exile from a homeland that is not anymore felt as one's own, but living in the boundaries, in the "interstices of culture", as affirmed by Homi K. Bhabha. This borderland begins at the frontier of both national and sexual identities and develops through on-going negotiations and manifold strategies of resistance. Far from searching for a homogeneous migrant discourse or for a generalized answer to the search for identity, this paper intends to show the response of single individualities to issues of subordination, strangeness, exile, loneliness. Despite individual differences, one element connects all the women analyzed here: their need to write, to tell their stories, to construct or re-construct their past and to affirm, through their novels, their existence. Storytelling becomes such a window that allows us to enter in their worlds and that moreover offers, through fresh eyes, a new perspective on the society in which we live
Özet
Feminist ve sömürgecilik sonrası söyleme dayanılarak yazılmış bu makalede Batılı kadının yeni kimlik formları bulma arayışının göçmen kadının deneyimleri ve bakış açısı arasında bağlantı kurması amaçlanmış, özellikle Fransa'da yaşayan Cezayirli kadın yazarlar konu olarak baz alınmıştır. Kültürel ve ulusal sınırlarda, iki dünya arasında yaşayan bu yazarlar, kimi zaman çelişik duygu çatışmaları arasında bir kurban ya da tam tersi sahip olduğu çoklu kimliği zevk alarak yasabilen insanlar olarak değişik direniş stratejileri geliştirmişlerdir. Makalede kullandığım 'sınır' terimi bir yere ait olamama; kültürler arasında, artık kendisini ait hissetmediği bir vatandan uzak ebedi sürgünde bir göçebelik durumunu, Homi K. Bhabha'nın deyişiyle kültürler arasındaki çatlaklarda yaşama durumunu yansıtmaktadır. Bu 'sınır' ulusal ve cinsel kimliklerin hudutlarında başlar, çeşitli direniş stratejileri ve devam eden uzlaşmalarla gelişir. Bu makale homojen bir göçmen söylem arayışı ya da kimlik arayışına genel bir cevap sağlamaktan öte, tekil bireyselliğin ikincil olma, yabancılık, sürgün ve yalnızlık konularına bir cevap vermesini amaç edinmektedir. Bireysel farklılıklarına rağmen, burada incelenen kadınları tek bir unsur birbirine bağlar: duydukları yazma, hikayelerini anlatma gereksinimi, geçmişlerini yapılandırma ya da tekrar yapılandırma ve romanlarıyla varoluşlarını ispatlayabilme çabası. Böylelikle hikaye anlatımı dünyalarına girmemizi sağlayan bir penceredir ve bu pencere yaşadığımız toplumu değerlendirmemizde de yeni bir bakış açısı sunar