Journals / Kadın/Woman 2000 - Kadın Araştırmaları Dergisi / 2014 / Cilt: 15 - Sayı: 1
Feminist art as revolt and problem of representation
- Pages
- 25–44
- DOI
- —
Abstract
Feminist Art, whose influence has been felt since the 1960s, reached its peak in the 1970s. In the second half of Modernism, feminist art, while struggling with Modernism, initiated a new discussion on gender among other new tendencies, which expanded boundaries of visual arts while challenging its aesthetic praxis. Even today, validity of feminist art is hardly accepted by some groups. While creating necessary conditions to make woman an active subject, Feminist art has opened a door to new theoretical expansions and visual formations thanks to serious discussions that it leads and new concepts that it develops. It has created opportunities for women artists to represent themselves in every area of fine arts, which was thought to be mens domain for centuries. At first, women artists have tried to make their voices heard by becoming organized and holding demonstrations and have tried to obtain equal representation opportunities as men with their artistic production. Under the influence of Post structuralism and Post-modernism, based on their belief in the necessity of constituting an alternative discourse against patriarchal and masculine discourse, women artists left a strong impact on contemporary art with their works that stress differences both on theoretical and practical levels and that problematize representation. In this article, Feminist Art is analyzed with respect to the notion of representation and womens methods of and search for self-representation as an active agent in art have been discussed with examples in relation to sub-concepts such as gender, identity, body, difference and feminine experiences.
Özet
1960lı yıllardan itibaren etkili olmaya başlayan Feminist Sanat, asıl gücüne 1970lerde ulaşmış ve modernizmin ikinci yarısında, modernizmle olan hesaplaşması içinde görsel sanatların sınırlarını genişletip estetik alışkanlıkları zorlayacak biçimde yeni olanaklar yaratan yeni eğilimler arasında sanatta cinsiyet üzerinden bir tartışma başlatmıştır. Bugün bile hala bazı kesimlerce kabul edilmekte zorlanılan Feminist Sanat, kadının sanatta etkin bir özneye dönüşmesi için gerekli koşulları yaratırken, öncülük ettiği ciddi tartışmalar ve geliştirdiği kavramlarla yeni kuramsal açılımlara ve görsel oluşumlara kapı aralamış, böylece yüzyıllardır sadece erkeklere özgü bir alanmış gibi düşünülen güzel sanatların her dalında kadın sanatçıların kendilerini çok yönlü temsil edebilmelerinin yolunu açmıştır. İlk başlarda örgütlenme yoluyla ve gerçekleştirdikleri protestolarla seslerini duyurmaya, sanatsal üretimleriyle kurumsal anlamda erkeklerle eşit temsiliyet olanağına sahip olmaya çalışan kadın sanatçılar, özellikle postyapısalcılığın ve postmodernizmin etkisiyle ataerkil ve eril söylemlere karşın alternatif bir söylem oluşturulması gerekliliğinden hareket etmişler ve gerek kuramsal, gerekse uygulama düzeyinde farklılığı vurgulayan, temsili sorunsallaştıran çalışmalarıyla çağdaş sanatta güçlü bir etki bırakmışlardır. Bu makalede Feminist sanat özellikle temsiliyet kavramı çerçevesinde ele alınmış ve cinsiyet, kimlik, beden, farklılık, kadınsı deneyimler gibi alt kavramlar eşliğinde, kadının sanatta bir özne olarak kendisini temsil edebilme yöntem ve arayışları belli başlı örnekler üzerinden tartışılmıştır.