Journals / Haseki Tıp Bülteni / 2019 / Cilt: 57 - Sayı: 4
Is Focused Parathyroidectomy Effective in Primary Hyperparathyroidism?
- Journal
- Haseki Tıp Bülteni
- Pages
- 345–348
- DOI
- —
Abstract
Aim: Primary hyperparathyroidism is an endocrine disease characterised by hypercalcemia due to increased parathormone (PTH) secretion. Treatment is surgical excision of pathologic glands by bilateral exploration of the parathyroid glands or focused parathyroidectomy. Our aim was to evaluate the results of patients who underwent parathyroid surgery for primary hyperparathyroidism. Methods: Patients, who underwent parathyroid surgery in our clinic between 2013 and 2017, were retrospectively evaluated. Data on demographic characteristics, preoperative PTH, calcium, phosphorus, albumin, and vitamin D levels, parathyroid scintigraphy or single photon emission computed tomography, and neck ultrasonography findings, additional investigations, surgical procedure, postoperative PTH and calcium levels, results of pathological investigations, complications, and persistence and recurrence rates were recorded. Patients with missing data and secondary hyperparathyroidism were excluded. Results: The median age of 59 patients was 56±11.2 years and the female-to-male ratio was 43/16 preoperative PTH level 272±171 ng/L and calcium level was 11.8±0.68 mg/dL. The median follow-up period was 22 (3-56) months. Ten patients (16.9%) were symptomatic, 49 (83.1%) were asymptomatic. 50.8 of the patients underwent focused parathyroidectomy, 1.7%—bilateral exploration, 18.6%—unilateral exploration. Eighteen-point-six percent underwent thyroid lobectomy and 10.2% underwent bilateral total thyroidectomy due to additional thyroid pathology. Thyroid lobectomy was performed in one patient because of suspicion of parathyroid cancer. Conclusion: The most important factors affecting the surgical success of primary hyperparathyroidism are the accurate diagnosis before surgery and to accurately identify the localization of the diseased parathyroid gland. Localization studies are carried out meticulously in our series and therefore surgical success is increasing.
Özet
Amaç: Primer hiperparatiroidi, artmış parathormon (PTH) salınımına bağlı hiperkalsemi ile seyreden endokrin bozukluktur. Tedavisi, hastalıklı bez ya da bezlerin bilateral/unilateral boyun eksplorasyonu veya odaklanmış paratiroidektomi ile çıkarılmasıdır. Bu çalışmadaki amacımız primer hiperparatiroidi nedeniyle cerrahi uygulanan hastaların sonuçlarını değerlendirmektir. Yöntemler: Kliniğimizde 2013-2017 yılları arasında primer hiperparatiroidi nedeniyle ameliyat edilen hastalar retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik özellikleri, ameliyat öncesi PTH, kalsiyum, fosfor, albümin, D vitamini seviyeleri, paratiroit sintigrafisi ve/veya tek foton emisyonlu bilgisayarlı tomografi, boyun ultrasonografisi bulguları, görüntülemeler arasındaki uyum, ek görüntüleme veya tetkik yapılıp yapılmadığı, uygulanan cerrahi teknik, ameliyat sonrası PTH, kalsiyum seviyeleri, patoloji sonuçları, komplikasyon varlığı, ameliyat sonrası altıncı ay PTH ve kalsiyum seviyeleri, persistans veya rekürrens varlığı kaydedildi. Verilerine ulaşılamayan, sekonder hiperparatiroidi nedeniyle ameliyat edilen hastalar çalışma dışı bırakıldı. Bulgular: Elli dokuz hastanın yaş ortalaması 56±11,2 yıl, kadın/erkek oranı 43/16 idi. Ameliyat öncesi PTH seviyeleri 272±171ng/L, kalsiyum seviyeleri 11,8±0,68 mg/dL idi. Ortanca takip süresi 22 (3-56) aydı. On hasta (%16,9) semptomatik, 49 hasta (%83,1) asemptomatik idi. Hastaların %50,8’ine odaklanmış cerrahi, %1,7’sine bilateral, %18,6’sına unilateral eksplorasyon uygulandı. Ayrıca hastaların %18,6’sına eşlik eden tiroit patolojisi nedeniyle lobektomi, %10,2’sine bilateral total tiroidektomi yapıldı. Bir olguda paratiroit kanseri şüphesi nedeniyle lobektomi uygulandı. Sonuç: Ameliyat öncesi tanının doğru konulması, hastalıklı bezin yerinin tespiti primer hiperparatiroidinin cerrahi başarısını etkileyen en önemli faktörlerdir. Bizim serimizde de lokalizasyon çalışmaları titizlikle yapılmakta ve cerrahi başarı giderek artmaktadır.