Dergiler / Karadeniz Sosyal Bilimler Dergisi / 2018 / Cilt: 10 - Sayı: 19
“Westphalia-Sistemi”ne Karşı “Millet-Sistemi” Söylemi ve Soğuk Savaş Sonrası’nda “Uluslararası Siyaset”
- Sayfa
- 685–705
- DOI
- —
Özet
Birinci Dünya Savaşı sonrasında akademik bir disiplin haline gelmeye başlayan “Uluslararası İlişkiler”in, Soğuk Savaş dönemindeki hakim kuramı “Realizm” olmuştur. “Realizm”in, modern uluslararası ilişkileri, Avrupa’da ortaya çıkan ve Avrupa dışına taşan “Westphalia-Sistemi”nin ortaya çıkardığı ulus-devlet anlayışı ve kavramları ile izah etmesi tartışmasız bir “gerçeklik” haline dönüştürülmüştür. Kilise-devlet ayrışmasının bir sonucu olarak Protestanlar ve Katolikler arasında 1618’de Orta Avrupa'da patlak veren ve 1648'de sona eren Otuz Yıl Savaşları, Avrupa’da ulus-devlet anlayışına dayanan “Westphalia-Sistemi”nin ortaya çıkmasına yol açmıştır. “Westphalia-Sistemi”nin ulus-devlet anlayışına bağlı olarak ortaya çıktığı dönem boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan toplulukların, din ya da mezhep esasına göre örgütlenerek yönetilmesi esasına dayanan “Millet-Sistemi” bulunmaktaydı. “Millet-Sistemi”, “Westphalia-Sistemi”nin ürettiği ulusçuluk akımlarının yayılmasıyla birlikte 19. yüzyılda bir krizle karşılaşmış ve neticede Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasıyla birlikte sona ermiştir. Soğuk Savaş sonrası dönemde ise “Westphalia-Sistemi”ne karşı küreselleşme ve etno-merkezli yerellik şeklinde ortaya çıkan meydan okumalara karşı, alternatif bir dünya-sistemi yaklaşımı olarak “Millet-Sistemi” anlayışıyla etnik, dinsel ve mezhepsel ayrışmalardan kaynaklanan çatışmaları önleyerek barışçı bir dünya düzeninin tesis edilmesinin olanaklı olduğu ileri sürülmeye başlanmıştır. Bu çalışmada, Westphalia-Sistemi”nin alternatifi olarak Ahmet Davutoğlu’nun ileri sürdüğü “Millet-Sistemi” kavrayışıyla Soğuk Savaş sonrasının uluslararası siyaseti okunmaya çalışılmış ve çalışma “Westphalia-Sistemi” ve “Millet-Sistemi” karşılaştırmasını da içeren genel bir değerlendirmeyle sonuca ulaştırılmıştır.
Abstract
In the Cold War era, ‘Realism’ became the dominant theory of the "International Relations", which began to appear as an academic discipline after the World War I. The fact that ‘Realism’ explains modern international relations with the concepts and understanding of the nation-state that emerged in Europe and spread out of Europe which was revealed by Westphalia-System has been transformed into an indisputable reality.The Thirty Years War that erupted in 1618 in Central Europe, ended in 1648 as a result of the church-state separation between the Protestants and Catholics, based on the nation-state concept has led to the emergence of the "Westphalia-System" that is the nation-state understanding in Europe. During the period in which the "Westphalia-System" emerged as a nation-state understanding, there was a "Millet-System" with the principle of the management by religious or sect of communities living in the Ottoman Empire. The "Millet-System" faced a crisis in the 19th century with the spread of nationalist movements as a result of the "Westphalia-System" and eventually ended with the disintegration of the Ottoman Empire.In the post-Cold War era, it has been argued that if it is possible to establish the a peaceful world order by preventing conflicts arising from ethnic, religious and sectarian divisions with the understanding of the "Millet-System" as an alternative world-system approach against challenges emerging in the form of globalization and ethno-centric locality against the "Westphalia-System" . In this study, the international politics of the post-Cold War period is tried to be read with an understanding of the "Millet-System" which was put forward by Ahmet Davutoğlu, as an alternative to the Westphalia-System, and the study is conclud