Journals / İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Dergisi / 2019 / Cilt: 23 - Sayı: 3
THE MATERNAL AND NEONATAL OUTCOMES OF PREECLAMPTIC PATIENTS: FOUR YEARS EXPERIENCE OF A TERSIER HOSPITAL
- Pages
- 230–235
- DOI
- —
Abstract
Introduction: Preeclampsia, emerging in the second half of pregnancy, characterized by hypertension and proteinuria, complicating pregnancy, is a multisystemic and progressive syndrome. Preeclampsia is stillone of the leading causes of maternal and neonatal morbidity and mortality worldwide. Material and Method: Preeclampsia is related to many maternal and fetal complications. We examined the preeclamptic patients born between 2013-2017 retrospectively As the control group, we examined non-preeclamptic patients who were delivered at the same time. We compared the demographic data of the groups, pregnancy complications, delivery method, neonatal complications such as neonatal intensive care and need for newborn. Results: The age average and nulliparity ratio of the preeclamptic group were statistically significantly high (p=0,001). The birth weight and the delivery week were statistically significantly low (p=0,001). There was no difference in fetal gender between groups (p=0,452). Gestational diabetes, preterm delivery, cesarean delivery, primary cesarean section, need for neonatal intensive care and stil birth rate were significantly higher in preeclampsia group (p=0,001). There was no statistically significant difference in hyperemesis gravidarum and abortus imminens(p=0,108; p=0,673). Conclusion: Preeclampsia is still one of the leading causes of maternal and neonatal morbidity and mortality. It is associated with increased risk of preterm delivery, gestational diabetes, neonatal intensive care and cesarean section delivery. This group of patients should be followed up and treated in tertiary health care centers, which have experienced staff and adequately equipped.
Özet
Giriş: Preeklampsi, gebeliğin ikinci yarısında ortaya çıkan, hipertansiyon ve proteinüri ile karakterize, gebeliği komplike eden multisistemik progresif bir sendromdur. Halen dünya genelinde maternal ve perinatal morbidite ve mortalitenin en önde gelen sebeplerindendir. Gereç ve Yöntem: Preeklampsi birçok maternal ve fetal komplikasyonla ilişkilidir. Biz de 2013-2017 yılları arasında kliniğimizde doğumunu gerçekleştirdiğimiz preeklamptik hastaları retrospektif olarak inceledik. Kontrol grubu olarak aynı dönemde doğumunu gerçekleştirdiğimiz, preeklamptik olmayan hastaları aldık. Grupların demografik verilerini, gebelik komplikasyonlarını, doğum şeklini, yenidoğan yoğun bakım ihtiyacını ve ölü doğum gibi neonatal komplikasyonlarını karşılaştırdık. Bulgular: Preeklamptik grubun yaş ortalaması ve nulliparite oranı istatiksel anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,001). Doğum kilosu ve doğum haftası istatistiksel anlamlı olarak daha düşüktü (p=0,001). Fetal cinsiyet açısından gruplar arasında istatistiksel fark yoktu (p=0,452).Preeklampsi grubunda gestasyonel diyabet, preterm doğum, sezaryen doğum, primer sezaryen, yenidoğan yoğun bakımı ihtiyacı ve ölü doğum oranı istatistiksel anlamlı olarak daha yüksekti (p=0,001). Hiperemezis gravidarum ve abortus imminens açısından istatiksel olarak anlamlı fark yoktu (p=0,108; p=0,673). Sonuç: Preeklampsi halen maternal ve neonatal morbidite ve mortalitenin en başta gelen nedenlerinden biridir. Preterm eylem, gestasyonel diyabet, yenidoğan yoğun bakım ihtiyacı, sezaryen ile doğum açısından artmış risk ile birlikteliği vardır. Bu grup hastalar, alanında deneyimli personeli barındıran ve yeterli donanıma sahip üçüncü basamak merkezlerde takip ve tedavi edilmelidir.