Journals / Sosyal Ekonomik Araştırmalar Dergisi / 2017 / Cilt: 17 - Sayı: 34
The Liberal Peace Theory as a Solution for Post-Conflict Zones: A Theoretical Analysis
- Pages
- 248–263
- DOI
- —
Abstract
The current situation in post-conflict zones illustrate that liberal statebuilding policies as well as critical perspectives are inadequate to build sustainable and viable alternatives. Critical concepts - such as hybridity, everyday peace and local-centred- as well as the liberal peace thesis, have become a kind of orthodoxy in the literature. Although these critical concepts offer alternative human-centric solutions, in most conflict zones they seem inapplicable due to harsh and violent socio-political and economic conditions. This article makes an in-depth analysis of the Liberal Peace Theory as the facilitator of contemporary peacebuilding experiences and justification of the liberal interventions. The paper aims to illustrate the necessity of a contingency approach which considers the contextual differences of various post-conflict zones. This contingency approach rejects the orthodoxy of the liberal peace theory and its justifications as well as its criticisms having hegemonic perspectives in the literature.
Özet
Çatışma-sonrası bölgelerde yaşanmakta olan olumsuz durumlar, liberal devlet inşası politikalarının olduğu kadar bunların eleştirilerinin de uygulanabilir ve sürdürülebilir çözümler üretilmesi konusundaki yetersizliklerini ortaya koymaktadır. Hibrit çözümler, gündelik barış ve yerel merkezli yaklaşımlar gibi eleştirel konseptlerö liberal barış teorisi gibi literatürde bir .eşit ortodoksi haline gelmiştir. Bu eleştirel konseptler insan merkezli çözümler öneriyor olsalar da, ağır ve şiddetin yoğun olarak yaşandığı sosyo-politik ve ekonomik şartlar nedeniyle bir çok çatışma-sonrası alanda uygulanabilir görünmemektedir. Bu makale, günümüz barışinşası deneyimlerinin temel dayanağı ve liberal müdehalelerin meşrulaştırıcısı olan Liberal Barış Teorisinin derinlemesine bir analizini yapmaktadır. Çalışmada, çatışma-sonrası alanların yapısal farklılıklarını dikkate alan durumsal bir yaklaşımın gerekliliğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu durumsal yaklaşım, liberal barış terosisi ve onu meşrulaştırmaya yönelik yaklaşımlar kadar literatürde hegemonik hale gelen eleştirel yaklaşımların ortodoksisini de reddetmektedir.