Journals / A|Z ITU Mimarlık Fakültesi Dergisi / 2014 / Cilt: 11 - Sayı: 2
Tehlike Altındaki Şehir Merkezleri: Sharjah, UAE Örneği
- Pages
- 131–151
- DOI
- —
Abstract
büyük emirlik olan Sharjah, Basra Körfezi kıyısındaki diğer kentler gibi ufak bir balıkçı kasabası olarak gelişmeye başlamıştır. Körfez’deki bu kasabaların, yedinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar Hint Okyanusu üzerinden geçen ticaret ağında önemli bir konuma sahip olmaları liman kenti olarak gelişimlerine yön vermiştir. 1930larda petrolün bulunması ve 1960lardan itibaren ithal edilmesi bu bölgenin ekonomik yapısını olduğu kadar toplumsal ve sosyal yapısını da etkilemiştir. Son yıllarda ise modernleşme ve küreselleşmenin etkileri bu kentlerin doğal, tarihsel ve kültürel yapılarının bozulmasına neden olmuştur. On dokuzuncu yüzyılda Doğu Arabistan olarak adlandırılan bu bölgedeki kentlerinin Avrupa ve Amerika’daki diğer liman kentlerinden farklı bir gelişim gösterdikleri ve kendilerine has bir yapıları olduğu literatürde yeni ele alınmaya başlayan bir konudur. Hem Basra Körfezi’ne, hem de körfezin Hürmüz Boğazı ile açıldığı Hint Okyanusu’na kıyısı olan Sharjah kenti, körfezdeki diğer liman kentleri gibi, dünya ticaret ağı içinde önemli bir konuma sahip olması nedeni ile ticari bir kent olarak önemini yüzyıllardır sürdürmüştür. Sharjah kentinin diğer körfez kentlerine nispetle, tarihi kent dokusunu korumuş olması, 1998 yılında UNESCO tarafından Arap Dünyasının kültürel başkenti olarak seçilmesini sağlamıştır. Bu zamandan sonra, Sharjah kent merkezinin korunması ve yenilenmesi çalışmaları hız kazanmıştır. Ancak, yapılan bu çalışmaların her zaman olumlu yönde ilerleme olarak algılanması mümkün olmamıştır. Kent merkezinde yer alan ve tarihi dokuyu oluşturan yapıların beton kullanarak restore edilmelerinden, “suk” adı verilen alışveriş mekânlarının restore edilerek kurgulanmış bir alış veriş mekânına çevrilmesine ve shat-Al-Hisn Kalesi’nin yeniden inşa edilerek çevresindeki tarihi dokunun temizlik adı ile yok edilmesine kadar pek çok olumsuz yapılanmadan bahsetmek mümkündür. Günümüzde Sharjah tarihi kent merkezi yoğun trafğin etkisi altındadır ve yer yer çöküntü bölgeleri ile kaplıdır. Kent merkezinin, yapılan müdahalelere rağmen çöküntü bölgesi olma potansiyelinin her geçen gün artması dikkat çekicidir. Bu bozulmanın nedenlerinin bulunması ve tarihi merkezin çöküntü bölgesi haline gelmesinin tersine çevrilmesi Arap dünyasının başkenti olarak seçilmiş bir kent için gereklidir. Bu makale, Sharjah kent merkezinin günümüzde yaşadığı sorunların nedenini bulmaya odaklı bir araştırma projesinin sonuçlarını sunmaktadır. Mekân Dizimi (Space Syntax) metodu kullanarak yapılan bu çalışma, tarihsel süreç içinde kentin nasıl geliştiği, bu gelişimin arazi kullanımı, yoğunluk ve sosyo-ekonomik yapıyı nasıl yönlendirdiğini incelemiştir. Amaç, Sharjah kent merkezindeki tarihi bölgelerinin kentin geri kalanı ile kopuk bir yapı sergilemesinin nedenlerini ortaya çıkarmak ve bu kopukluğun giderilerek kent merkezinin kentin tamamı ile daha bütüncül bir ilişki içerisinde olmasını sağlayarak hem bu bölgelerde yaşayanlar hem de ziyaretçiler için daha yaşanabilir bir kent merkezi yapısına kavuşmak için bazı ipuçları ortaya koymaktır. Bu çalışmada uygulanan yaklaşımın, kent merkezlerinin çöküntü alanlarına dönmesi konusu ile ilgili yapılacak gelecek çalışmalar için yön gösterici olması beklenmektedir.
Özet
büyük emirlik olan Sharjah, Basra Körfezi kıyısındaki diğer kentler gibi ufak bir balıkçı kasabası olarak gelişmeye başlamıştır. Körfez'deki bu kasabaların, yedinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla kadar Hint Okyanusu üzerinden geçen ticaret ağında önemli bir konuma sahip olmaları liman kenti olarak gelişimlerine yön vermiştir. 1930larda petrolün bulunması ve 1960lardan itibaren ithal edilmesi bu bölgenin ekonomik yapısını olduğu kadar toplumsal ve sosyal yapısını da etkilemiştir. Son yıllarda ise modernleşme ve küreselleşmenin etkileri bu kentlerin doğal, tarihsel ve kültürel yapılarının bozulmasına neden olmuştur. On dokuzuncu yüzyılda Doğu Arabistan olarak adlandırılan bu bölgedeki kentlerinin Avrupa ve Amerika'daki diğer liman kentlerinden farklı bir gelişim gösterdikleri ve kendilerine has bir yapıları olduğu literatürde yeni ele alınmaya başlayan bir konudur. Hem Basra Körfezi'ne, hem de körfezin Hürmüz Boğazı ile açıldığı Hint Okyanusu'na kıyısı olan Sharjah kenti, körfezdeki diğer liman kentleri gibi, dünya ticaret ağı içinde önemli bir konuma sahip olması nedeni ile ticari bir kent olarak önemini yüzyıllardır sürdürmüştür. Sharjah kentinin diğer körfez kentlerine nispetle, tarihi kent dokusunu korumuş olması, 1998 yılında UNESCO tarafından Arap Dünyasının kültürel başkenti olarak seçilmesini sağlamıştır. Bu zamandan sonra, Sharjah kent merkezinin korunması ve yenilenmesi çalışmaları hız kazanmıştır. Ancak, yapılan bu çalışmaların her zaman olumlu yönde ilerleme olarak algılanması mümkün olmamıştır. Kent merkezinde yer alan ve tarihi dokuyu oluşturan yapıların beton kullanarak restore edilmelerinden, "suk" adı verilen alışveriş mekânlarının restore edilerek kurgulanmış bir alış veriş mekânına çevrilmesine ve shat-Al-Hisn Kalesi'nin yeniden inşa edilerek çevresindeki tarihi dokunun temizlik adı ile yok edilmesine kadar pek çok olumsuz yapılanmadan bahsetmek mümkündür. Günümüzde Sharjah tarihi kent merkezi yoğun trafğin etkisi altındadır ve yer yer çöküntü bölgeleri ile kaplıdır. Kent merkezinin, yapılan müdahalelere rağmen çöküntü bölgesi olma potansiyelinin her geçen gün artması dikkat çekicidir. Bu bozulmanın nedenlerinin bulunması ve tarihi merkezin çöküntü bölgesi haline gelmesinin tersine çevrilmesi Arap dünyasının başkenti olarak seçilmiş bir kent için gereklidir. Bu makale, Sharjah kent merkezinin günümüzde yaşadığı sorunların nedenini bulmaya odaklı bir araştırma projesinin sonuçlarını sunmaktadır. Mekân Dizimi (Space Syntax) metodu kullanarak yapılan bu çalışma, tarihsel süreç içinde kentin nasıl geliştiği, bu gelişimin arazi kullanımı, yoğunluk ve sosyo-ekonomik yapıyı nasıl yönlendirdiğini incelemiştir. Amaç, Sharjah kent merkezindeki tarihi bölgelerinin kentin geri kalanı ile kopuk bir yapı sergilemesinin nedenlerini ortaya çıkarmak ve bu kopukluğun giderilerek kent merkezinin kentin tamamı ile daha bütüncül bir ilişki içerisinde olmasını sağlayarak hem bu bölgelerde yaşayanlar hem de ziyaretçiler için daha yaşanabilir bir kent merkezi yapısına kavuşmak için bazı ipuçları ortaya koymaktır. Bu çalışmada uygulanan yaklaşımın, kent merkezlerinin çöküntü alanlarına dönmesi konusu ile ilgili yapılacak gelecek çalışmalar için yön gösterici olması beklenmektedir.