Journals / Astım Allerji İmmünoloji / 2010 / Cilt: 8 - Sayı: 2
The prevalence of respiratory and cutaneous symptoms among hairdressing apprentices in Aydin
- Journal
- Astım Allerji İmmünoloji
- Pages
- 77–87
- DOI
- —
Abstract
Objective: The aim of this study is to determine the prevalence of respiratory and cutaneous symptoms among 18 years old and younger hairdressing apprentices in Aydin. Materials and Methods: A total of 91 hairdressing apprentices were involved to the study. Pulmonary function tests [forced expiratory volume in 1 second (FEV1), peak expiratory flow (PEF)] were measured before and after the work time. A questionnaire was also administered to search the information about working conditions, respiratory and cutaneous symptoms such as rhinitis, wheezing, asthma and eczema after exposure to different types of pollutants and chemical irritants. Results: Respiratory symptoms were detected in 73 (80.2%) hairdressing apprentices. Respiratory symptoms were sneezing in day/night in 39 (42.8%), morning cough 37 (40.7%), continue coughing in day/night in 32 (35.2%), morning sputum in 29 (31.9%), breathlessness in 27 (29.7%) and wheezing in 25 (27.5%) hairdressing apprentices. The prevalence of complaints such as breathlessness and wheezing was reported statistically higher in girls compared with the boys (p< 0.05). Cutaneous complaints were determined in 50 (54.9%) and the most common was contact dermatitis on hands in 44 (48.3%) hairdressing apprentices. PEF values and FEV1 values before work were less than 80% of predicted value in 15 (16.5%) and 11 (12.1%) hairdressing apprentices, respectively. There was no statistically significant difference in PEF and FEV1 values measured before and after work. Conclusion: 14-18 years old hairdresser workers called apprentices, have high frequency of work-related respiratory and cutaneous symptoms caused by exposure to chemical irritants every day. Therefore, occupational protective precautions must be determined and put in practice and younger people must be trained immediately.
Özet
Giriş: Bu çalışmada, Aydın ilinde 18 yaş ve altı kuaför çıraklarında solunum ve deri bulgularının sıklığını saptamak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Doksan bir kuaför çırağına sabah işe başlamadan önce ve iş çıkışında solunum fonksiyon testlerinin [1. saniyedeki zorlu ekspiratuar akım (FEV1), ekspiratuar tepe akımı (PEF)] ölçümü ile beraber, iş yerinde çalışma şartları, değişik tipte kirletici ve irritan kimyasallara maruziyet sonrası rinit, hışıltı, astım ve egzama gibi solunum ve deri hastalıkları hakkında bilgi almaya yönelik anket uygulandı. Bulgular: Çıraklarda solunum bulguları toplam 73 (%80.2) kişide vardı. Solunum ile ilgili şikayetlerin dağılımı sıklık sırasıyla; gündüz ve gece hapşırma 39 (%42.8) kişide, sabah öksürüğü 37 (%40.7) kişide, gün boyu ve gece devam eden öksürük 32 (%35.2) kişide, gündüz ve gece burun tıkanıklığı 32 (%35.2) kişide, sabah balgamı 29 (%31.9) kişide, göğüste sıkıntı hissi 27 (%29.7) kişide ve hışıltı 25 (%27.5) kişide vardı. Kız çıraklarda nefes darlığı, göğüste sıkıntı hissi ve hışıltı sıklığı, erkek çıraklardan istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p< 0.05). Deri ile ilgili şikayet 50 (%54.9) kişide ve en sık ellerde egzama olarak 44 (%48.3) kişide saptandı. Sabah işe başlamadan önce ölçülen PEF değeri 15 (%16.5) kişide, FEV1 değeri ise 11 (%12.1) kişide beklenen değerin %80’inden düşük bulundu. Gün içi işe başlamadan önce ve iş çıkışında ölçülen PEF ve FEV1 değerleri arasında anlamlı bir fark yoktu. Sonuç: Kuaför çırağı olarak tanımladığımız 14-18 yaş arası genç çalışanlar, her gün işleri ile ilgili çeşitli irritan kimyasallara maruz kalmaları sebebiyle solunum ve deri hastalıklarının bulgularını yüksek sıklıkta yaşamaktadır. Bu nedenle, mesleki iyileştirilmiş koruyucu önlemlerin acilen belirlenerek uygulanması ve gençlerin eğitilmesi gerekmektedir.