Journals / Çocuk Cerrahisi Dergisi / 2006 / Cilt: 20 - Sayı: 2
Portal vein thrombosis after splenectomy in pediatric hematologic disease: Risk factors, clinical features and outcome
- Journal
- Çocuk Cerrahisi Dergisi
- Pages
- 84–88
- DOI
- —
Abstract
Aim: Retrospective study was performed to evaluate risk factors, clinical features and treatment modalities of portal vein thrombosis (PVT) after splenectomy (SPT) in pediat-ric hematologic diseases. Material and Methods: Between 1991- 2004, 68 patients who underwent SPT with or without PVT, were compared for age, sex, blood counts (Hemoglobin, platelet) and splenic weights. Patients with PVT were evaluated for clinical features, treatment modalities and outcomes. Results: Among 68 SPT, patients with PVT (n: 4, %5.88) and without PVT (n:64) had a mean age and female/male ratio of 13.2 (10-16 years) and 4:0, 10.2 (1-16 years) and 29:35 respectively. Postoperative platelet levels and splenic weights of patients with PVT was 804x103mm3 and 752.5gr and greater than without PVT (465.2x103mm3 and 441gr). Abdominal pain, fever, nausea and vomiting were the initial symptoms (n:3). An asymptomatic patient was diagnosed on routine doppler ultrasonography (DUSG). No patients needed surgery. Diagnosis was made by DUSG (mean 4. day, 2-9 days). Reduced Protein C, S and Antithrombin III and increased Di-Dimer levels was detected in patients with PVT. Antiplatelet agents (acetylsalicylic acid-1.5 mg/kg/day) and antithrombotic therapy (low-molecular-weight heparin- 1 mg/kg/day) were administrated. During follow-up (6 months-6 years) one patient was free of thrombosis, two developed cavernamatous transformation and portal hypertension and one developed partial thrombosis. Conclusion: PVT is a rare but possible complication after SPT. Postoperative thrombocytosis and greater splenic mass are well-known risk factors. According to our results female gender and decreased levels of coagulation inhibitors can be considered as risk factors. DUSG has to be performed in all patients as a diagnostic tool. Patients with PVT must be closely followed-up for cavernous transformation and portal hypertension.
Özet
Amaç: Çocuklarda hematolojik hastalıklarda splenektomi (SPT) sonrası portal ven trombozu (PVT) oluşumunun risk faktörleri, klinik özellikleri ve tedavi sonuçları geriye dönük olarak değerlendirilmiştir. Gereç ve Yöntem: 1991-2004 yıllarında SPT yapılan 68 hastadan PVT oluşan ve oluşmayanlar yaş, cinsiyet, kan sayımları (hemoglobin, trombosit) ve dalak ağırlıkları açısından karşılaştırılmıştır. PVT gelişen hastalar klinik özellikleri ile tedavi sonuçları açısından ayrıca irdelenmiştir. Bulgular: SPT yapılan 68 hastadan PVT oluşan (n=4, % 5.88) ve oluşmayan (n=64) hastalarda yaş ortalaması ve kız:erkek oranı sırasıyla 13.2 (10-16 yaş) ve 4:0, 10.2 (1-16 yaş) ve 29:35'dir. PVT oluşan hastalarda postoperatif trombosit düzeyi 804x103/mm3 ve dalak ağırlığı 752.5gr olup, oluşmayanlara göre (465x103mm3 ve 441 gr) daha yüksektir. PVT tanısı postoperatif ortalama 4'üncü günde (2-9 gün) doppler ultrasonografi (DUSG) ile konulmuştur. Karın ağrısı, bulantı, kusma ve ateş en sık karşılaşılan bulgulardır (n:3). DUSG'de PVT gösterilen bir hastada belirti ve bulgu tespit edilmemiştir. İzlemde cerrahi tedavi gerekmemiştir. Hastalarda pıhtılaşma inhibitörlerinden protein C, S ve antitrombin III'de azalma, Di-Dimer düzeyinde artma saptanmıştır. Trombositoz gelişen hastalara antiagregant tedavi (asetilsalisilik asit, 1.5 mg/kg/gün) ve tromboz durumunda ise antitrombotik tedavi (düşük molekül ağırlıklı heparin- 1 mg/kg/gün) başlanmıştır. Uzun süreli takipte (6 ay-6 yıl) bir hastada trombozun devam etmediği, iki hastada ise kavernöz transformasyon ve portal hipertansiyon geliştiği görülmüştür. Kısmı PVT devam eden hasta ise halen takiptedir. Sonuç: SPT sonrasında PVT nadir fakat görülebilir komplikasyondur. Postoperatif trombositoz ve dalak büyüklüğü bilinen risk faktörleridir. Sonuçlarımıza göre kız cinsiyet ve düşük pıhtılaşma inhibitörleri de risk faktörleri olarak değerlendirilebilir. DUSG postoperatif dönemde izlem metodu olarak tüm hastalara yapılmalıdır. PVT saptanan olgular kavernöz transformasyon ve portal hipertansiyon açısından yakın takip edilmelidir.