Journals / Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi / 2017 / Cilt: 17 - Sayı: 2

İslam, Kutsal ve Seküler

Pages
19–41
DOI
—

Özet

Din sosyolojisi literatüründe son derece güncel ve tartışmalı bir mesele olan din ile sekülerleşme ilişkisi bağlamında yapılan tartışmalarda sekülerleş- me karşısında dinlerin hepsinin aynı kategoride ele alınmadığı, hatta alınmaması gerektiği ifade edilmektedir. Bu kapsamda özellikle İslam dininin konumunun bir istisna olduğu şeklinde yaygın bir kabulün varlığı dikkat çekmektedir. Ancak bu anlayışın daha ziyade Batılı araştırmacılar ve oryantalistler ile İslamcı entelektüeller arasında yaygın olduğu bilinmektedir. Sekülerist entelektüeller arasında İslâm, seküler dünya görüşünün ve onun çoğulcu değerlerinin bir antitezi olarak resmedilmektedir. İslamcı entelektüeller arasında ise İslam ile sekülerlik arasında bir uyuşma ve uzlaşma olmadığı gibi, sekülerliği dinsizlik, ateizm ile özdeşleştirme eğilimine de rastlanmaktadır. Bu araştırmada, mesele, söz konusu bakış açılarından farklı olarak İslam dininin kutsallık anlayışı, başta Kuran-ı Kerim ve Sünnet olmak üzere İslam'ın temel kaynakları çerçevesinde ele alınacaktır. Bu araştırmanın temel hareket noktası şudur: Sekülerleşme modern zamanlara özgü olmayan, insanlık tarihi boyunca izi sürülebilir bir süreçtir; hatta denebilir ki, din kadar kadim bir meseledir. Bir diğer ifadeyle, "sekülerlik dinin veya kutsalın dünya ile temas etmesiyle baş- lar", yani "dinin olduğu yerde sekülerlik vardır". Bu araştırmada, temel kaynakları ve kutsallık anlayışı bağlamında meseleye yaklaşıldığında, İslam dininin bu tezin istisnası olup olmadığı, yani İslam dininin temel kaynaklarında sekü- lerliğe geçit veren ifadelere rastlamanın imkânı tartışılmıştır.