Journals / Çocuk Cerrahisi Dergisi / 2006 / Cilt: 20 - Sayı: 1
Is internal appendicectomy in the conservative treatment od appendiceal mass in children necessary?
- Journal
- Çocuk Cerrahisi Dergisi
- Pages
- 21–24
- DOI
- —
Abstract
Aim: Management of childhood appendiceal mass is still controversial. In this prospective trial, the results of the patients who were conservatively treated without interval appendicectomy were reported. Material and Methods: Forty-two patients diagnosed with appendiceal mass between January 1996 and December 2003 were evaluated for age, gender, duration of symptoms, any medications previously used, physical examination and laboratory findings, antibiotic regimen, clinical follow-up, intensive care unit and hospital stay, control ultrasonographic findings, and general follow-up. Results: The mean age of 16 girls and 26 boys was 8,7 and duration of symptoms was 7,6 days. 28 patients had used antibiotics and/or analgesics before admission. No palpable mass was encountered in 12 patients but all were proven to have a solid mass ultrasonographically. The mean leucocyte count on admission and on time when the abdominal pain resolved was 17900/mm3 and 9860/mm3, respectively. All hospitalized patients were treated with sulbactam-ampicilline, amikacin, and ornidasole with an average duration of 7,3 days, and oral sulbactam-ampicilline was used for 8,4 days after discharge. In the first week of treatment the mass regressed around 50 %, and completely resolved on averagely in the 42,5th day on ult-rasonography. According to the data obtained by phone calls or routine controls, follow-up of the patients were uneventful without any recurrent abdominal symptoms or operative procedure. Conclusion: Our results show that childhood appendiceal masses can be treated conservatively without interval appendicectomy. This treatment modality must be supported with long term follow-up.
Özet
Amaç: Çocukluk çağı plastron apandisitlerinin tedavisinde, cerrahi veya konservatif yaklaşım arasında tam bir fikir birliği yoktur. Bu prospektif çalışmada geciktirilmiş apendektomi yapılmaksızın konservatif olarak tedavi edilen hastaların sonuçları bildirilmiştir. vGereç ve Yöntem: Ocak 1996-Aralık 2003 tarihleri arasında plastron apandisit tanısı alan 42 hasta; yaş, cinsiyet, belirti süresi ve başvuru öncesi ilaç tedavisi, fizik muayene bulguları, laboratuar değerleri, antibiyotik kullanımı, klinik izlem, yoğun bakım ve hastanede kalış süreleri, kontrol ultrasonografi (USG) bulguları ve izlemleri açısından değerlendirildi. Bulgular: 16 kız, 26 erkek hastanın yaş ortalaması 8,7 yıl, yakınmaların başlamasından itibaren geçen süre 7,6 gündü. 28 hasta antibiyotik ve/veya analjezik kullanmıştı. 12 hastada fizik muayenede kitle saptanmazken tüm hastalarda plastron kitlesi USG ile kanıtlandı. Başvuru sırasında ve karın ağrısı geçtikten sonra ortalama beyaz küre değerleri sırasıyla 17900/mm3 ve 9860/mm3 idi. Tüm hastalarda hastanede kalış süresince sulbaktam-ampisilin, amikasin ve ornidazol tedavisi ortalama 7,3 gün uygulandı. Taburcu sonrasında yalnızca ağızdan sulbaktam-ampisilin tedavisi ortalama 8,4 gün verildi. Klinik izlemde ortalama olarak nazogastrik dekompresyon süresi 3 gün, beslenmeye başlama zamanı 3,8 gün, yoğun bakım izlem süresi 2,3 gün, hastanede kalış süresi 7,5 gündü. Birinci haftadaki kontrol USG'de kitle boyutlarında % 50 küçülme saptanırken, ortalama 42,5 günde kitlenin tamamen kaybolduğu görüldü. İzlemde hiçbir hastanın akut karın nedeniyle sağlık kuruluşuna tekrar başvurmadığı ve operasyon geçirmediği yüz yüze ve telefon görüşmelerinde öğrenildi. Sonuç: Bulgularımız çocukluk çağı plastron apandisitlerin geciktirilmiş apendektomi yapılmaksızın konservatif olarak tedavi edilebileceğini göstermektedir. Bu tedavi protokolü uzun süreli takiplerle desteklenmelidir.