Journals / Amme İdaresi Dergisi / 2012 / Cilt: 45 - Sayı: 4

The EU's democratic conditionality in Turkey's political reform process

Türkiye'nin sisyasi reform sürecinde Avrupa Birliği'nin demokratik koşulluluğu

Pages
95–117
DOI
—

Abstract

European Union (EU) closely monitors the democratization process of candidate countries through its democratic conditionality based on specific accession criteria. The paper examines the main elements of political conditionality, and the process of conditionality candidate countries had gone through in previous enlargement waves. The effect of EU's democratic conditionality on Turkey's political reform process is analyzed in three periods, namely pre-Helsinki period, post-Helsinki period and the period after the opening of the negotiations on 3 October 2005. The political reforms are summarized to figure out the effectiveness of EU's conditionality. The paper shows that EU's political conditionality has been most effective during the period from Turkey had been granted candidate status until the negotiations had started. After the start of the negotiations, the EU's leverage in the political reform process and its credibility have been weakened as a result of stricter conditions brought before Turkey and the increasing political intervention of certain member states.

Özet

A vrupa Birliği (AB), demokratik koşulluluk olarak adlandırılan işleviyle aday ülkelerin üyeliğini belli katılım koşullarına bağlayarak demokratikleşme süreçlerini yakından izlemektedir. Çalışmada AB nin demokratik koşulluluk sürecinin temel unsurları ele alınarak, geçmiş genişleme dalgalarında aday ülkelerin ne gibi koşullara tabi olduğu incelenmektedir. AB 'nin demokratik koşulluluğunun Türkiye 'deki siyasi reform sürecine etkileri, Helsinki öncesi, Helsinki sonrası (adaylık dönemi) ve müzakerelerin başladığı 3 Ekim 2005 sonrası olmak üzere üç dönemde incelenmekte, Türkiye 'de yapılan siyasi reformların bir dökümü yapılarak AB nin bu süreçte ne denli etkili olduğu irdelenmektedir. Koşulluluğun en etkin olduğu dönemin, Helsinki sonrası dönem olarak adlandırılan, Türkiye 'nin adaylığının ilanından müzakerelerin haşlamasına kadar geçen dönem olduğu anlaşılmaktadır. Müzakerelerin haşlaması sonrasında hem koşulluluğun katılaşması ve hem de belli üye ülkelerin siyasi mülahazalarının sürece artan şekilde dâhil olmasıyla, AB nin Türkiye 'deki siyasi reformlardaki dönüştürücü gücü ve kredibi-litesi zayıflamaktadır.