Journals / Güvenlik Stratejileri Dergisi / 2012 / Cilt: 8 - Sayı: 16

A Constructivist Approach to the Identity and Security Relationship: "The Identity of the Security" and "The Security of the Identity"

Kimlik ve Güvenlik İlişkisine Konstrüktivist Bir Yaklaşım: "Kimliğin Güvenliği" ve "Güvenliğin Kimliği"

Pages
177–237
DOI
—

Abstract

Uluslararası ilişkilerde "sosyal inşa"nın ve "etkileşim"in önemine dikkat çeken konstrüktivist (inşacı) yaklaşım, geleneksel teorilerin güvenlik ve dışpolitika kavramlarına yüklediği anlamların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği iddiasındadır. Konstrüktivistlere göre, kültür ve kimlik gibi soyut unsurlar, güvenlik ve dışpolitika analizleri üzerinde, uzun yıllar ihmal edilmiş olan, değiştirici ve dönüştürücü bir etkiye sahiptir. Konstrüktivist varsayımlardan yola çıkarak, kimlik ve güvenlik algısının birbiri ile olan yakın ilişkisine odaklanan bu makale, devletlerin ortaya koyduğu dışpolitikaların, bu iki temel unsur arasındaki etkileşim çerçevesinde analiz edilmesi gerektiğini öne sürmektedir. Devletin "insansılaştırılmasının" mümkün olduğu inancından hareketle, makale, bireyin kimliği ve güvenliğe dair algısı arasındaki etkileşimin bir benzerinin, devletin kimliği ve güvenliğe dair algısı arasında yaşandığını ortaya koymakta ve dışpolitika analizinde "kimliğin güvenliği" kadar, "güvenliğin kimliği"nin de önem arz ettiğini ileri sürerek, Uluslararası İlişkiler literatürüne özgün bir katkı sağlamaya çalışmaktadır.

Özet

Uluslararası ilişkilerde "sosyal inşa"nın ve "etkileşim"in önemine dikkat çeken konstrüktivist (inşacı) yaklaşım, geleneksel teorilerin güvenlik ve dışpolitika kavramlarına yüklediği anlamların yeniden gözden geçirilmesi gerektiği iddiasındadır. Konstrüktivistlere göre, kültür ve kimlik gibi soyut unsurlar, güvenlik ve dışpolitika analizleri üzerinde, uzun yıllar ihmal edilmiş olan, değiştirici ve dönüştürücü bir etkiye sahiptir. Konstrüktivist varsayımlardan yola çıkarak, kimlik ve güvenlik algısının birbiri ile olan yakın ilişkisine odaklanan bu makale, devletlerin ortaya koyduğu dışpolitikaların, bu iki temel unsur arasındaki etkileşim çerçevesinde analiz edilmesi gerektiğini öne sürmektedir. Devletin "insansılaştırılmasının" mümkün olduğu inancından hareketle, makale, bireyin kimliği ve güvenliğe dair algısı arasındaki etkileşimin bir benzerinin, devletin kimliği ve güvenliğe dair algısı arasında yaşandığını ortaya koymakta ve dışpolitika analizinde "kimliğin güvenliği" kadar, "güvenliğin kimliği"nin de önem arz ettiğini ileri sürerek, Uluslararası İlişkiler literatürüne özgün bir katkı sağlamaya çalışmaktadır.