Journals / Çocuk Cerrahisi Dergisi / 2008 / Cilt: 22 - Sayı: 3
The management of traumatic pancreatic pseudocysts in children
- Journal
- Çocuk Cerrahisi Dergisi
- Pages
- 118–121
- DOI
- —
Abstract
Aim: The management of pancreatic pseudocysts which occur after blunt abdominal trauma in children is still controversial. In this study, we present our cases with pancreatic pseudocysts that occur after trauma, and discuss the therapeutic approach. Material and Method: We evaluated 9 patients with traumatic pancreatic pseudocysts who were admitted in our clinic between 2003 and 2007. We performed ultrasonography, computerized tomography (CT) and blood amylase levels for all patients. Result: There were 8 males, 1 female. Average age was 9.2 years (range, 6-15 years). The mechanism of injury was bicycle handle bar injury in 4, falls in 3, assault in 1 and motor vehicle accident in 1 patient. Abdominal pain was the most common symptom in all patients. The median size of cysts was 10.3 cm (range, 5-17 cm). The mean time between trauma and pancreatic pseudocysts was 17 days (range, 9-30 days). Ameng all patients, 4 (44.4 %) of them had taken place shorter than 2 weeks. Blood amylase levels were high in all patients. All patients were initially followed up conservatively. Conservative treatment consisted of nasogastric tube placement, total parenteral nutrition and antibiotics. Three patients (33 %) were successfully treated conservatively, while 6 patients (66 %) required intervention either by percutaneous radiological drainage (4), by cystogastrostomy (1) or by external drainage with laparotomy (1). One patient who was treated by percutaneous drainage developed septic shock and he was treated successfully. Another patient had persistent hyperamylasemia (8 months), although he had no symptoms. None of the patients died. Conclusion: Traumatic pancreatic pseudocysts may occurri in a short time period after traumatic injury in children. All patients who have traumatic pancreatic pseudocysts should be managed by conservative approach initially. However, if the cyst is a cause of gastric outlet obstruction or the size of cyst is bigger than 6 cm, interventional management may be required.
Özet
Giriş: Çocuklarda, genellikle travmalardan sonra oluşan, pankreas psödokistlerinde tedavi yaklaşımı halen tartışmalıdır. Bu çalışmada, kliniğimizde takip ve tedavi edilen travmatik pankreas psödokistli olgular sunularak tedavi yaklaşımları tartışıldı. Gereç ve Yöntem: 2003-2007 yılları arasında, travma sonrası pankreas psödokisti nedeniyle başvuran 9 olgu değerlendirildi. Tüm olgulara ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve serum amilaz düzeyi tetkikleri yapıldı. Bulgular: Olguların 8’i erkek, 1’i kızdı. Yaş ortalamaları 9,2 idi (6-15 yaş). Olguların 4’ü bisiklet kazaları, 3’ü yüksekten düşme, 1’i darp ve 1’i araç dışı trafik kazası nedeniyle yaralanmıştı. Olguların tümünde karın ağrısı temel yakınmaydı. Kist boyutları 5 ile 17 cm arasında olup ortalama 10,3 cm’di. Psödokistin gelişme zamanı ortalama 17 gündü (9-30 gün). Olguların 4’ünde (% 44,4) travmadan sonraki iki hafta içinde psödokist geliştiği saptandı. Tüm olgularda serum amilaz düzeyi yüksek bulundu. Olguların tümü öncelikle konservatif olarak takip edildi. Konservatif tedavide, nazogastrik sonda takılması, total parenteral beslenme ve antibiyoterapi yapıldı. Olguların 3’ü (% 33) konservatif tedaviden fayda görürken 6 (% 66.6) olguda girişim gerekti. Dört olguya ultrasonografi eşliğinde perkütan drenaj, 1 olguya transgastrik kistogastrostomi ve 1 olguya da laparotomi ile kist drenajı yapıldı. Perkütan kist drenajı yapılan bir olguda septik şok gelişti ve tedaviyle sorunsuz iyileşti. Diğer bir olguda ise hiçbir yakınma olmamasına rağmen serum amilaz düzeyi uzun süre (8 ay) ısrarla yüksek seyretti. Hiçbir hasta kaybedilmedi. Sonuç: Çocuklarda travma sonrası pankreas psödokistleri erken dönemde de oluşabilir. Travma sonrası pankreas psödokisti gelişen tüm olgular öncelikle konservatif yaklaşımla izlenmeli, ancak mide çıkış obstrüksiyonuna neden olan ve/veya çapı 6 cm’den büyük olan kistlerde konservatif tedavinin başarı şansı düşük olduğundan girişim düşünülebilir.