Dergiler / Çeviribilim ve Uygulamaları / 2017 / Sayı: 23

Simone de Beauvoir'ın Türkiye'de Çeviri Yoluyla Alımlanması

Reception of Simone de Beauvoir in Turkey Through Translation

Sayfa
165–180
DOI
—

Özet

Bu makalenin amacı Simone de Beauvoir'ın ve yapıtlarının Türkiye'de çeviri yoluyla alımlanmasını incelemek ve 1950'li yıllardan günümüze Türk kültür alanında bu yeniden yazma sürecinin gözlemlenebilir yanlarını metin ve yanmetinleri çözümleyerek toplumsal cinsiyet bilinçli bir bakış açısıyla sorunsallaştırmaktır. Beauvoir'ın çeviri yoluyla alımlanması üç sorunsal üzerinden incelenmiştir. İlk sorunsal, Beauvoir ve yapıtlarının Türk kültür alanındaki görünürlüğü/görünmezliği ile ilintilidir. Beauvoir'ın yapıtları 1960'lı yıllardan bu yana Türkçeye çevrilmekte ve okunmaktadır. Ancak, araştırmalarım ışığında bildiğim kadarıyla, Beauvoir'ın yapıtlarının Türkçe çevirileri ve/veya Beauvoir'ın Türkiye'de alımlanmasıyla ilgili herhangi bir Türkçe çalışma yayımlanmamıştır. Bu durum, Beauvoir'ın bir feminist yazar olarak alımlanma sürecinin ve yapıtlarının Türkçe çevirilerinin şimdiye kadar Türkiye'de sorunsallaştırılmamış olmasının bir göstergesi sayılabilir. İkinci sorunsal, Beauvoir'ın Türk kültür ortamında en azından 1980'li yıllara kadar yazılmamış olan önemli bir yönü, feminist yönüyle ilgilidir. Jean-Paul Sartre'ı 1960'lı yıllarda Türk aydınlarına tanıtan aynı kültür aracıları Beauvoir'ı da tanıttıkları için, Beauvoir öncelikle varoluşçu bir yazar ve Sartre'ın çalışma arkadaşı olarak tanımlanır. Beauvoir ve/veya yapıtları üzerine yazılmış eleştiri yazıları ve yorumlarda, yani dıs-metinlerde (epitekstlerde) gözlemlendiği gibi, 1980'li yıllardan önce yazarın adı Sartre ve varoluşçulukla bağdaştırılır. Beauvoir'ın bu tek taraflı imgesi yaklaşık 1980'li yıllara kadar geçerli olur ve kaynak ile erek kültürel alanlar arasındaki bağlamsal farklar neticesinde Beauvoir'ın Türkiye'de alımlanmasındaki gecikmeyi gösterir. Dış-metinlerde gözlemlenen bu sorunsal, daha sonra araştırmamı, Türk kültür alanındaki aracıları tarafından Beauvoir'ın yapıtlarının peritekstüel düzeyde sunulma biçimlerini sorunsallaştırmaya yönlendirmiştir. Çevre-metinler (peritekstler); önsözler, sonsözler, başlıklar, ithaflar, resimler gibi, çeviri metni tanıtan ve "metnin içi ve dışı arasında" yer alan öğelerdir (Genette, 1997, s. 2). Bourdieu'nün kültürel üretim alanı modeli sayesinde çevre-metinler ve toplumsal aktörler arasındaki ilişki ağı daha geniş bir bağlamda çözümlenmiş ve Türk kültür alanında farklı konumlarda bulunan yayınevlerinin, toplumda kadına karşı olan erkek-egemen bakış açısının da etkisiyle, yazarın yapıtının pazarlanmasında benzer stratejiler izledikleri gözlemlenmiştir. Söz konusu yayınevleri, bu süreçte okurların ilgisini çekmek için yazarın Sartre ile ilişkisinden, yazarın hayatının ve yapıtlarının skandal yaratan yönlerinden, yazarın kişiliğinden, cinsiyetinden ve yapıtlarının otobiyografik özelliklerinden yararlanır. Bu tutum, yapıtları önemsizleştirmekte ve böylece Beauvoir'ı ve yapıtlarını tanımayan okurların söz konusu yapıtlardaki feminist içeriği keşfetmelerini bir şekilde engelleyebilmektedir. Eleştirmenler ve yayınevi sahiplerinin dış-metin ve çevre-metinlerde gözlemlenen tutumlarının, Beauvoir'ın metninin felsefi doğasını, daha en başından, yanmetinsel (paratekstüel) düzeyden itibaren, yani henüz okur metne ulaşmadan, çarpıttıkları düşünülebilir. Araştırmam bu nedenle beni çeviri metnin kendisine yönlendirmiştir; amacım yanmetinsel düzeydeki bulguların, Beauvoir'ın Türkçe çevirilerindeki dil kullanımıyla hangi ölçüde çatıştığı ya da uyuştuğunu incelemektir. Sara Mills'in Feminist Stylistics (1998) başlıklı çalışmasında önerilen feminist metin çözümlemesi modelini temel alarak yapılan örnek metin çözümlemesinde, Beauvoir'ın Le deuxième sexe yapıtından alınan dört pasaj sözcük ve cümle düzeyinde incelenmiştir. Bu bulgular daha sonra Türk kültür bağlamında değerlendirilmiş ve bir söylem çözümlemesiyle, metin diğer metinlere, yani dış-metin ve çevre-metinlere açılmıştır.

Abstract

The central concern of this paper is to explore the reception of Simone de Beauvoir and her work in Turkey through translation and to problematize from a gender-conscious perspective some observable aspects of the rewriting process in the Turkish cultural space through paratextual and textual data from the 1950s onwards. Three aspects in Beauvoir's reception through translation are problematized in this study. The first problematic is related to the (in)visibility of Beauvoir and her work within the Turkish cultural space. Although Beauvoir's works were extensively translated and read since the 1960s in Turkey, to my knowledge, almost nothing has been written on the translations of her works or on her reception in Turkey. The second problematic has to do with one significant aspect of Beauvoir, her feminist side, which remained unwritten in the Turkish cultural space until the 1980s. As she was introduced by the same cultural mediators who introduced Sartre in the 1960s, she was primarily categorized as an existentialist writer and a colleague of Sartre, as observed in the discourse generated around her in the epitexts before the 1980s. This one-sided image of Beauvoir which prevailed roughly until the 1980s -when feminism as a movement and ideology was developed- demonstrates the time-lag in her reception in Turkey due to the contextual differences between the source and target cultural spaces. This unwritten part in Beauvoir's authorial image led me to problematize the way her mediators presented her work at the peritextual level. Bourdieu's model of the field of cultural production enabled me to place paratextual data and social agents within a wider context, and I discovered that the publishers occupying different positions in the Turkish cultural field pursued similar strategies in marketing her work, benefiting from her relationship with Sartre, from the scandalous status of her life and works, from the persona and gender of the author, and from the autobiographical features of her work to engage the readers' attention and interest. This attitude of critics and publishers was likely to distort the philosophical nature of Beauvoir's text, just from the very beginning, from the paratextual level, even before the reader had access to the text itself. The research directed me then to the translated text with the aim to explore to what extent Beauvoir's language-use in Turkish contradicts with or complements the findings at the paratextual level. Following an illustrative textual analysis based on the feminist model of text proposed by Sara Mills in Feminist Stylistics (1998), the findings of the word and phrase/sentence levels analysis of four passages from Le deuxième sexe were contextualized within the Turkish cultural space. With this final discourse analysis, the text opened onto other texts, i.e. epitexts and peritexts