Journals / DSİ Teknik Bülteni / 2019 / Sayı: 133

BARAJLARDA ARAŞTIRMA SONDAJ SIKLIĞININ GÖVDE ALTI KAZI SINIRININ BELİRLENMESİNE ETKİSİNİN İNCELENMESİ:ÜÇ ARAZİ ÖRNEĞİ

Pages
20–33
DOI
—

Özet

Barajlarda gövdenin ve diğer yapıların oturacağı jeolojik ortamın tanımlanması ve sınırlarının tespitine yönelik olarak açılan araştırma sondajlarının sıklığı ve temsil ediciliği; kazı miktarı, gövde hacmi ve konumu başta olmak üzere birçok hususu etkilemektedir. İnşaat sırasında gövde altında kazı sınırının planlama veya projede öngörülenden farklı çıkması, özellikle de daha derin çıkması arzu edilmeyen bir durumdur. Böyle bir durum hem maliyet artışı, hem inşaat süresinde uzama, hem de bazı yapıların yer ve konumlarının değişmesi, yani proje değişikliği ile sonuçlanmaktadır. Ankara-Haymana-Sırçasaray Göleti ve Çorum-İskilip-Derekargın Göleti gövde altında kazı derinliği uygulamada projesinden farklıçıkan ilginç örneklerdir. Ankara-Bala-Süleymanlı Göleti ise proje aşamasında sondajlar sıklaştırıldığında kazı sınırı ilk tespite göre değişen örneklerdendir. Bu örneklerden Sırçasaray Göleti’nde inşaat aşamasında gövde altı kazı miktarı %27 artmış, buna karşın memba batardosu, projedeki konumundan 300 m membaya çekilerek batardo hacmi küçülmüştür. Derekargın Göletinde gövde altı kazıları başladığında gövde ekseninin sağ tarafında, aralarında 90 m mesafe bulunan iki araştırma sondaj kuyusu arasında kazılması gereken kısmın projede öngörülenden yaklaşık 4 m daha kalın olduğu görülmüştür. Bunun sonucunda toplam kazı miktarı % 20 oranında artmıştır. Projesine göre, geçirimli alüvyon kaldırılmayarak, gövde altında 2-3 m sıyırma yapılmak suretiyle gövdenin alüvyon üzerine oturtulması öngörülmüştür. Batardo altında inşa edilecek plastik beton perdenin derinliğine karar verebilmek için ilk açılan sondajlara göre en fazla 30 m düşünülen perde derinliği, batardo ekseni boyunca sık aralıklarla açılan ilave sondajlardan elde edilen bilgilere 40 m’ye yaklaşmış ve perde alanı üçte bir oranında artmıştır. Barajlarda yukarıdaki üç örnekte yaşananlara benzer olumsuzluklarla karşılaşılmaması için sondajlardan önce iyi bir jeolojik araştırma yapılarak jeolojik modelin doğrukurulması, daha sonra bu modele göre mümkün olduğunca sık aralıklı ve temsil edici sondaj kuyularının açılarak modelin test edilmesi ve gerekiyorsa ilave sondajlarla modelin revize edilmesi son derece önemlidir. Bunun başarılması araştırmalarda yeterli maliyet, yeterli süreve bilgi birikimini gerektirmektedir.