Journals / Colloquium Anatolicum / 2011 / Sayı: 10
Chalkolithikum und bronzezeit im mittleren Schwarzmeergebiet der Türkei – ein Überblick über aktuelle forschungsergebnisse
- Journal
- Colloquium Anatolicum
- Issue
- 2011 · Sayı: 10
- Pages
- 49–86
- DOI
- —
Özet
Türkiye’nin Orta Karadeniz Bölgesi uzun süren bir ihmalin ardından son yıllarda hak ettiği ilgiyi görmekte, gerek yüzey araştırmaları gerekse kazı şeklinde pek çok arkeolojik araştırmaya ev sahipliği yapmaktadır. Bölgede kesinleşmiş en eski yerleşim evresi olan Geç Kalkolitik ve Erken Tunç Çağları kronolojik açıdan pek çok sorun içermekte ve araştırmacılar arasında yorum farklılıklarına sebep olmaktadır. Tarihlendirme denemelerinde esas alınan, çevre kültürlerle olan ilişkiler ve bu ilişkilerin sonucunda oluşmuş bir takım ortak buluntu gruplarıdır. Bahsi geçen çağda Orta Karadeniz Bölgesi’yle bağı olduğu bilinen bölgeler arasında İç Anadolu, Balkanlar ve Ege sayılabilir. Ne var ki Orta Karadeniz Bölgesi, tarihinin önemli bir kısmı boyunca kendine has çanak çömlek ve mimari özellikleri göstermekte, günümüz araştırmacıları için karşılaştırmalı bir tarihlendirmeyi zorlaştırmaktadır. En iyi İkiztepe’den tanıdığımız bu ilk yerleşim çağının karakteristik özellikleri, kerpiç, ahşap ve sazdan oluşan bir yapı tekniği, oldukça gelişmiş bir dokumacılık, ortak kullanılan fırınlar ve mezarlarda ortaya çıkan zengin metal buluntulardır. Kārum Çağı olarak da bilinen Orta Tunç Çağı’nın ilk evresinde Orta Karadeniz Bölgesi İç Anadolu kültürüne dâhil olmuştur. Orta Karadeniz Bölgesi’nde Geçiş Çağı veya Er-Hitit olarak da anılan bu dönemde bölge, ahşap mimarisi dışında tüm geleneksel kültür öğelerinden vazgeçmiş, İç Anadolu’yla tamamıyla paralel ilerleyen bir gelişim sergilemiştir. Assur ticaret yollarının Karadeniz kıyılarına kadar ulaştığı bilinmekle beraber hangi yerleşimlerin bu ticaret ağında aktif olarak yer aldığı bilinmemektedir. Yazılı kaynaklarda adı geçen ve dönemin iki önemli şehri olan Nerik ve Zalpa’nın yerleri henüz belirlenmemiştir ancak Nerik ve Oymaağaç eşleşmesi olası görünmektedir. Orta Tunç Çağı’nın ikinci yarısında bölgede ani bir değişim gözlenir. Kıyı kesimindeki tüm yerleşimler terk edilir, iç kesimler ise tamamen İç Anadolu kültür ağının bir parçası olur. Bu ani değişiklik, yarı göçebe bir hayat süren Kaşka toplumunun bölgede hâkimiyeti ele geçirmesine dayandırılmaktadır. Ne yaşayış tarzları ne de maddi kültürleri tarafımızca bilinen Kaşkalar Geç Tunç Çağı’nda da bölgede varlıklarını sürdürmüşlerdir. Hititlerle yaptıkları sonu gelmeyen savaşlar, özellikle de hava tanrısının dini merkezi olan Nerik kentinin el değiştirmesi Hitit yazılı kaynaklarında defalarca yer bulmaktadır ki bu metinler Kaşkaları tanımamızı sağlayan tek belgeleri oluşturur.