Journals / Anayasa Hukuku Dergisi / 2012 / Cilt: 1 - Sayı: 1

The renewal of the constitution or on the vagueness of key words

Anayasanın yenilenmesi veya anahtar kelimelerin belirsizliği

Pages
611–645
DOI
—

Abstract

Embarking with some remarks about the excellent framework for students of comparative constitutional law on the imperative basis of reciprocity provided by the Marmara University round table, and in particular by Professor Ibrahim Kaboğlu, Professor Smith insists on the vagueness of a number of key words used in the constitutional debate. Drawing on examples from different constitutional cultures, including Norway, he namely discusses aspects of the relationship between secularism (laïcité), confessionalism and the freedom, between formal amendment and other ways of changing (the substance of) the constitution, and between different ways of conceptualizing the idea of limits to constitutional change, including “supra-constitutionality” and the “right to resist oppression”. He concludes by reminding that con- stitutional law scholars and practitioners, including judges, are not only jurists, but first and foremost human beings with the inherent responsi- bility that this quality entails.

Özet

Marmara Üniversitesi Yuvarlak Masa toplantısında ve özellikle Prof. İbrahim Kaboğlu sayesinde ortaya konan ve karşılıklılığın zorunlu temeline dair, karşılaştırmalı anayasa hukuku öğrencileri açısından kusursuz olan bu çalışma üzerine tespitlerde bulunan Profesör Smith, daha sonra anayasal tartışmalarda kullanılan bir dizi anahtar kelimenin muğlaklığı üzerinde duruyor. Norveç dâhil olmak üzere, farklı anayasal kültürlerden örneklere başvuran Profesör Smith, sekülarizm (laiklik), dine dayalı yönetim ve özgürlük arasındaki ilişkiye; biçimsel değişiklikle (anayasanın esasına yönelik) diğer değişim yolları arasındaki ilişkiye ve “anayasa-üstülük” ve “baskıya direnme hakkı” da dâhil anayasa değişimini sınırlama fikrine ilişkin farklı kavramlaştırma yolları arasındaki ilişkiye yönelik konuları tartışıyor. Profesör, anayasa hukuku uzmanlarıyla, yargıçlar da dâhil olmak üzere bu alanda çalışanların, sadece hukukçu olmadıklarını fakat her şeyden önce insan olarak, insan olma niteliğinin gerektirdiği sorumluluğa sahip olduklarını hatırlatarak bitiriyor.