Journals / Bingöl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi / 2019 / Cilt: 9 - Sayı: 17
CRITICISM, SECULARISM AND CULTURE
- Pages
- 253–287
- DOI
- —
Abstract
In this study, in the context of secularism, the relationship between secularism and culture criticism, literature and religion is questioned in a multidisciplinary approach. Secular criticism was discussed in the light of Edward Said’s views in terms of creating a comprehensive example. The meaning of Said’s secularism is an oppositional critical practice that is opposed to religious solidarity, national movements, professionalism and “organic” or class intellectualism. As a result of his statements and general approaches, the texts are worldly, to some extent incidents, even when they deny it, yet the social world is a part of human life and of course the historical moments in which they exist. Nowadays the idea that secularism is not completely separated from religion and is not the opposite of religion is spreading more and more. History, however, is the work of people, but people who believe in him, who love him, who love him and who fear him. It is not possible to come to a conclusion by ignoring the religion that is the source of the motivation behind the material works of the people. In addition, the secular and religious dimensions of culture and literature are among the topics discussed. Similarly, discussed that secularism is not merely a religious and secular separation, and that secularism has a normative character
Özet
Bu çalışmada sekülerizm konusu bağlamında sekülerizm ile kültür eleştirisi, edebiyat ve din ilişkisi çok disiplinli bir yaklaşım içinde sorgulanmaktadır. Seküler eleştiri, kapsamlı bir örnek oluşturması açısından Edward Said’in görüşleri esas alınarak tartışılmıştır. Said’e göre sekülerizmin anlamı, dinî dayanışma, ulusal hareketler, profesyonellik ve “organik” ya da sınıfsal entellektüellik uygulamalarına karşı olan muhalif bir eleştirel pratiktir. Onun ifadelerini ve genel yaklaşımlarını ifade etmek gerekirse, metinlerin dünyevi olduğu, bir dereceye kadar olaylardan oluştuğu, inkâr ettikleri zaman bile, yine de sosyal dünyanın, insan hayatının ve elbette içinde bulundukları tarihi anların bir parçası olduklarını ve yorumlandıklarını ifade etmektedir. Günümüzde, sekülerizmin dinden tamamen ayrı olmadığı ve dinin zıddı olmadığı düşüncesi gittikçe daha fazla yayılıyor. Buna göre tarih, her ne kadar insanların eseri ise de, Tanrıya bağlı, ona inanan, onu seven ve ondan korkan insanların eseridir. İnsanların maddi eserlerinin ardındaki motivasyonun kaynağı olan din göz ardı edilerek bir sonuca varmak olası değildir. Ayrıca kültür ve edebiyatın seküler ve dini boyutları da makalede ele alınan konular arasındadır. Aynı şekilde, sekülerizmin salt bir dini ve dünyevi ayrımından ibaret olmadığı, sekülerizmin normatif bir karakterde olduğu tartışmasına yer verilmektedir