Journals / Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2018 / Cilt: 67 - Sayı: 3
Matrimonial Residence Terminology, Rights Thereof and its Protection
- Pages
- 577–604
- DOI
- —
Abstract
Matrimonial residence is the movable or immovable place available for use as a residence that has been made the center of the family life by partners throughout marriage between them. Even though it is associated with the place of residence as per article 19 of TCC and marriage residence as per article 186/I of TCC, matrimonial residence is different from both of these two concepts. Partners shall have superseding rights over the place they use as matrimonial residence. Meaning, their residence in that place shall be legal. In other words, in order to talk about a due form matrimonial residence, this shall be used for this purpose under a right in rem (ownership, usufruct, habitation) or a personal right (lease). An unlawfully used residence cannot be protected as a matrimonial residence under the article 194 of TCC. Even though there is not an unlawfulness, if the place used as matrimonial residence does not rely on any right in rem or personal right, it cannot benefit from the protection under article 194 of TCC. It is not necessary for a residence to be an immovable or registered to the land registry in order to gain the status of matrimonial residence. A movable such as container, trailer, prefabricated house, steel construction house that is fit for residing as a family is also possible. As a principle, the matrimonial residence is singular. The partners may have more than one residences, however the matrimonial residence is only one. The singularity of the matrimonial residence is expressively stated in the 11.6.2014 dated 2014/4 numbered public mandate. .
Özet
Aile konutu, aralarında evlilik birliği devamı sırasında eşler tarafından aile hayatının merkezi haline getirilen konut olarak kullanılmaya elverişli taşınır veya taşınmaz yerdir. Bazı yönleriyle TMK. m. 19’da düzenlenen yerleşim yerine ve TMK. m. 186/I’de düzenlenen evlilik konutuna benzetilse de, aile konutu bahsedilen kavramların her ikisinden de farklıdır. Eşlerin aile konutu olarak kullandıkları mekânda üstün bir hakları olmalıdır. Yani o mekânda oturmaları hukuka uygun olmalıdır. Başka bir deyişle, usulüne uygun bir aile konutundan söz etmek için, bunun bir aynî (mülkiyet, intifa, oturma) veya şahsî hakka (kira) dayanılarak bu vasıfla kullanılıyor olması gerekir. Hukuka aykırı olarak kullanılan bir konut, aile konutu olarak TMK. m. 194 kapsamında korunmaz. Hatta hukuka aykırı bir durum olmasa da, söz konusu yerin aile konutu olarak kullanılması hiçbir aynî veya şahsî hakka dayanmıyorsa, TMK. m. 194’te düzenlenen korumadan yararlanılamaz. Bir yerin aile konutu niteliğini kazanması için, bunun mutlaka bir taşınmaz olması veya tapuya kayıtlı olması gerekli değildir. Aile olarak oturmaya elverişli konteyner, karavan, prefabrik ev, çelik konstrüksiyon ev gibi taşınır da olabilir. Kural olarak aile konutu tektir. Eşlerin birden fazla konutu olsa da, aile konutu tektir. Aile konutunun tekliği 11. 06. 2014 tarihli ve 2014/4 sayılı genelgede2 açık bir şekilde ifade edilmiştir. Aile konutu devlete veya üçüncü kişiye karşı değil, söz konusu konut üzerinde hak sahibi olan eşin bazı işlemlerine karşı korunmaktadır. TMK. m. 194’te düzenlenen korumanın başlaması için, aralarında hukuken geçerli bir evlilik olan eşlerin bir aynî veya şahsî hakka dayanarak elde ettikleri konutta fiilen yaşamaları ve bu konutu aile hayatının merkezi haline getirmiş olmaları gerekmektedir. Bahsedilen koruma kural olarak evliliğin ölüm, boşanma gibi sebeplerden dolayı sona ermesine kadar devam eder.