Journals / Anayasa Hukuku Dergisi / 2019 / Cilt: 8 - Sayı: 15

ANAYASA HUKUKU PERSPEKTİFİ İLE “AĞIR CEZAYI GEREKTİREN SUÇÜSTÜ HALİ” KAVRAMI ÜZERİNE BİR DENEME

Pages
223–258
DOI
—

Özet

Makalede gündeme gelen sorunlar, bir anlamda Anayasa Mahkemesi’nin işlevindeki düşüşün çağrıştırdığı sorunlardır. Bu sorunların üzerine gidilmesi, darbeci bir örgütle (FETÖ) siyasal ve hukuksal yönden mücadelenin zorunlu olması kadar önemlidir. Bunlara kayıtsız kalan bir Anayasa Mahkemesi, FETÖ örgütü ile siyasal ve hukuksal mücadeleye olumlu bir katkıda bulunmuş olmaz. Çünkü darbe girişimiyle ve terörle mücadele, hukuk devleti ilkelerine bağlı kalındığı ölçüde güçlü olur. Bir suçlunun, bir teröristin ya da darbe girişimcisinin adil yargılanma hakkına olan gereksinimi, normal vatandaştan çok daha fazladır. Çünkü bu hak, onlara karşı duyulan tepkinin yargısız bir infaza dönüşmesini önler, dolayısıyla hukuk devleti sınırları içinde kalınmasını sağlar. Anayasa Mahkemesi, kendi üyeleriyle ilgili suçlamalarda Anayasa’nın ve kendi yasasının sağladığı ek güvenceleri bir sulh ceza yargıcının gözüyle değil, kendi yorumu ile değerlendirmek zorundadır. İstisna normlarını istisna olmaktan çıkaracak bir içerikte genişletilmesine seyirci kalmak, hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırılamaz. Mahkeme üyelerine isnat edilen suçun, “mütemadi suç” özelliği taşıması nedeniyle, “suçüstü” kapsamında sayılması, hukuken kabul edemeyeceği ölçüde genişletici bir yorumdur. Anayasa Mahkemesi’nin işlev ve sorumluluğu, böyle bir yoruma seyirci kalmamayı zorunlu kılar. Burada özetlenen yaklaşım, AİHM’nin 16.04.2019 tarih ve 12778/17 “Alparslan Altan/Türkiye” kararında doğrulanmış bulunmaktadır.