Journals / Bakırköy Tıp Dergisi / 2018 / Cilt: 14 - Sayı: 2
Echocardiographic findings in newborns of gestational diabetic mothers and its relationship with somatomedin-C
- Journal
- Bakırköy Tıp Dergisi
- Pages
- 209–215
- DOI
- —
Abstract
Background: Diabetes is an important disease that affects fetal development during pregnancy and causes metabolic disorders in newborns. Changes in serum glucose, ketone bodies, and somatomedin-C inhibitors in the diabetic pregnancies are responsible for the development of metabolic syndromes. The frequency of maternal hyperglycemia has reduced with careful monitoring during pregnancy of diabetic mothers. Nevertheless, morbidity in offspring of mothers with gestational diabetes mellitus (GDM) continues to be significant. We aimed to investigate the cardiac function of infants of mothers with GDM by echocardiographic (ECHO) Doppler and tissue Doppler methods and to evaluate their demographic features, somatomedin-C level and the relations them with each other.Methods: ECHO findings, laboratory data of newborns applied to our clinic between January and December 2016, and demographics of GDM mothers were examined. In the study, 108 neonates born to GDM mothers, and 100 healthy neonates (controls) were enrolled at postpartum 48th hour. Serum somatomedin-C levels were measured and detailed clinical and ECHO examination were performed. Isovolumetric relaxation (IVRT), isovolumetric contraction (IVCT), Myocardial Performance Index (MPI=ei Index) as an index that include both systolic and diastolic time intervals in expressing global systolic and diastolic ventricular functions [MPI: (IVRT + IVCT) / systolic ejection time] were calculated using both ventricular function M-mode, pulsed-wave and tissue Doppler ECHO methods. In addition, pulmonary arterial pressure (PAP) and tricuspid and mitral valves annular plan systolic excursion motions (TAPSE, MAPSE) were measured. Anamnesis and laboratory studies (fasting blood glucose [GHG] and glycosylated hemoglobin c [HbA1c]) measurements of all mothers were performed.Results: In the study group, 49 (45.4%) of infants were females and 59 were males (54.6%), the incidence of macrosomia was 4 (3.7%) in the study group and 2 (2.0%) in the control group. In comparison between the maternal groups, GDM mothers had significantly higher levels of fasting blood glucose (FBG) and HbA1c (p 0.05). In evaluation of left ventricular function between groups, MPI and IVRT values were significantly higher in infants of GDM group (p<0.05), whereas MAPSE values were significantly decreased in the study group (p<0.05). Conclusion: Although infants of mothers with GDM were clinically normal in our study, we determined significant differences in diastolic parameters in addition to subclinical findings of ventricular septal thickness. We emphasize that cardiac involvement requires early diagnosis and neonatal approach even though complications in infants born to GDM mothers usually recover spontaneously. As expected, these infants are prone to various hyperglycemic adverse outcomes. Therefore, recognizing and treating hyperglycemia in time should be an important target for prevention of metabolic problems and deaths in severe cases
Özet
Amaç: Diyabet, gebelik süresince fetal gelişimi olumsuz etkileyen, yenidoğanlarda metabolik bozukluklara yol açan önemli bir hastalıktır. Diyabetik hamileliklerde (GDM) serum glukoz, keton cisimcikleri ve somatomedin-C inhibitörlerindeki değişiklikler metabolik sendromların gelişmesinden sorumludur. Diyabetik annelerin, gebelikte dikkatli izlemi ile maternal hiperglisemi sıklığı azaltılmıştır. Buna rağmen diyabetik anne bebeğinde (DAB) morbidite önemli oranda devam etmektedir. Çalışmamızda, DAB’lerinin kalp fonksiyonlarının ekokardiyografik (EKO) Doppler ve doku Doppler yöntemleriyle irdelenmesi ve bebeklere ait demografik özellikler, somatomedin-C düzeyi ve bunların birbirleri ile ilişkilerinin değerlendirilmesi amaçlamıştır.Yöntem: Ocak -Aralık 2016 ayları arasında kliniğimizde DAB tanısı ile izlenmiş yenidoğan bebeklerin EKO bulguları, laboratuvar verileri ve annelere ait demografik özellikler incelendi. DAB’li 108 olgu ve kontrol grubu olarak 100 sağlıklı çocuk doğum sonrası 48’inci saatinde çalışmaya alındı. Tüm bebeklerde ayrıntılı klinik muayene, serum somatomedin-C düzeyleri ölçümü yapıldı. Her iki ventrikülün fonksiyonu M-mode, pulsed-wave ve doku Doppler ekokardiyografi yöntemleri kullanılarak, İzovolumetrik gevşeme (IVRT), İzovolumetrik kasılma (IVCT), Tei indeksi (Tei indeksi=; Miyokardiyal performans indeksi) [MPI: (IVRT+IVCT)/ sistolik ejeksiyon süresi] hesaplandı. Ayrıca, Pulmoner arteriyel basıncı (PAB), triküspit ve mitral kapakların anüler plan sistolik hareketleri (TAPSE, MAPSE) ölçüldü. Tüm annelerde anamnez, laboratuar inceleme (açlık kan şekeri [AKŞ] ve Glikolize hemoglobin c [HbA1c]) ölçümleri yapıldı.Bulgular: Hastaların 49’u kız (%45.4), 59’u erkek (%54.6) cinsiyetinde olup, makrozomi sıklığı çalışma grubunda 4 (%3.7) ve kontrol grubunda 2 (%2.0) bebekte görüldü. Gruplar arası karşılaştırmada, gebelik diabet mellituslu annelerde AKŞ ve HbA1c düzeyleri anlamlı düzeyde yüksek bulundu (p 0.05). Sol ventrikül fonksiyonlarının değerlendirilmesinde, DAB grubunda sistolik ve diyastolik fonksiyonların göstergesi olarak MPI, hasta grubunda kontrol grubundan anlamlı olarak daha yüksek bulunurken (p<0.05), diyastolik disfonksiyon göstergesi olarak IVRT yine DAB grubunda kontrol grubundan anlamlı ölçülde daha uzun olarak ölçüldü (p<0.05). MAPSE değerleri da çalışma grubunda istatistik olarak anlamlı düzeyde azaldığı görüldü (p<0.05).Sonuç: Çalışmamızda DAB olguları klinik olarak kardiyak açıdan normal olsalar da subklinik olarak septal hipertrofi bulgularına ek diyastolik parametrelerinde de anlamlı farklılık tespit ettik. DAB’nin komplikasyonlarında her ne kadar kendiliğinden gerileme olsada kardiyak tutulumun, erken tanı ve neonatal yaklaşım gerektirdiğini vurguladık. Beklendiği gibi, GDM’li annelerin bebekleri çeşitli hiperglisemik yan etkilerine yatkındırlar. Bu nedenle, hiperglisemiyi zamanında tanımak ve tedavi etmek; bu annelerin bebeklerinde görülebilecek metabolik sorunların ve ağır vakalardaki ölümlerin önlenmesi için önemli bir hedef olmalıdır.