Journals / Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi / 2012 / Sayı: 61

Sculptural human shaped gravestones found in Baku, Azerbaijan and connection between central Asia and Anatolia

Azerbaycan-Bakü’de bulunan insan heykel biçimli mezar taşları ve orta Asya-Azerbaycan-Anadolu ilişkisi

Pages
27–42
DOI
—

Abstract

Grave, funerals and traditional rituals has kept its importance from primitive communities to developed civilizations by enriching its meaning at all stages. Particularly in Turkish culture, death notion has as a deep meaning as it cannot be compared to many other societies. It has been found that Turks have put special symbols about the death one and situated human or animal shaped sculptures on the graves since very early periods. It has forced us to research the connection between Central Asia and Anatolia that we encounter similar ones of those special symbols and sculptures in Anatolia. Turkish tradition of situating gravestones with figures and in the shape of sculpture emerged in BC periods and maintained carefully because of its meaning in all regions of Central Asia. With this meaning, this tradition still continues in Anatolia even in Balkans. It has gained a different meaning by the defining it as death man’s peace. Moreover, situating these sculptures for the memory of Alps who died far away from their homes has generated a reason for respect. Applications of this tradition in Anatolia and Balkans in a strong manner are an exciting founding which proves continuation of Turkish art and culture. In this study, it has been aimed to put forward that these sculptures, which have been thought to be limited within some certain regions of Anatolia, have a great importance in Turkish culture and they have been an expressive funeral for respectable people. This study also tries to compare the sculptures both in Central Asia and Anatolia and establish the connection between them on a strong socio-cultural ground.

Özet

Mezar, defin geleneği ve bu gelenekle ilgili ritüeller, ilkel toplumlardan gelişmiş medeniyetlere kadar her devirde anlamını daha da zenginleştirerek önemini korumuştur. Özellikle Türkler arasında ölü kültü pek çok toplumla kıyaslanamayacak kadar anlamlı ve zengindir. Araştırmalarda erken dönemlerden başlayarak Türklerin, mezarları üzerine ölü ile alakalı özel işaretler, insan veya hayvan biçiminde heykeller diktikleri tespit edilmiştir. Bu özel işaret veya heykellerin benzer örneklerinin Anadolu’nun muhtelif bölgelerinde de karşımıza çıkması, bu çalışmada Orta Asya Anadolu ilişkisini incelememizi zorunlu kılmıştır. Türklerde mezarlık üzerine figürlü veya heykel formunda mezar taşı dikme geleneği M.Ö. dönemlerden başlayarak Orta Asya’nın bütün bölgelerinde taşıdığı anlamdan dolayı özenle yaşatılmış, aynı anlam bütünlüğü içerisinde günümüze kadar Anadolu, hatta Balkanlarda da devam ettirilmiştir. Atalar kültü ile alakalı bu uygulamanın eski gelenekte ölen kişinin ongunu olarak nitelendirilmesi ile farklı bir anlam kazanmıştır. Bu heykellerin aynı zamanda yurdundan uzak gurbette ölen Alpler için de dikiliyor olması, yaşayanlar için de bir saygı sebebi oluşturuyordu. Orta Asya’dan gelen köklü bir gelenek olarak bu uygulamanın günümüzde hem Anadolu’da ve hem de Balkanlarda güçlü bir şekilde yaşatılıyor olması, Türk sanatı ve kültürünün sürekliliğini ispat eden heyecan verici bir tespittir. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde karşımıza çıkan ve şimdiye kadar sadece Anadolu’nun belirli bölgeleri ile sınırlı olduğu sanılan bu heykellerin, Türk kültür tarihi açısından büyük bir değer taşıdığı ve özel, saygın kişiler için anlamlı bir defin geleneği olduğu bu çalışma ile ortaya konulmaya çalışılmıştır. Gerek yurt dışında ve gerekse yurt içinde çoğu örnek, yerinde görülerek incelenmiş, bölge insanı ile görüşmeler yapılarak birinci elden kaynak oluşturma yoluna gidilmiştir. Çalışmanın bir başka yönü de Orta Asya ile Anadolu’daki heykel örnekleri arasında karşılaştırmalar yapılarak, aralarındaki sosyokültürel bağın sağlam temeller üzerine kurulmaya çalışılmış olmasıdır.