Journals / IIB International Refereed Academic Social Sciences Journal / 2014 / Cilt: 5 - Sayı: 15

YÜKSEK TEKNOLOJİ KÜMELERİ POTANSİYELİNİN İNCELENMESİ

THE ANALYSING OF HIGH-TECH CLUSTERS POTENTIAL OF TURKEY AS AN EMERGING ECONOMY

Pages
112–134
DOI
—

Abstract

Due to current intensity of technology and high number of related end user products, numbers of industries that are considered as high-tech are increased. Thus, marketing and production of high technology products and services gained importance and consolidated its status. On the other hand, majority of high-tech products are faced with the risk of low commercialization and low demand. Along with their prospects of high income and profit, high-tech products require high investment figures in terms of capital and naturally they carry the risk of financial turmoils and bankruptcy as a result of low desirability. Similar to high-tech companies, consumers also face with the risks of uncertainty upon deciding to invest in these products. Hig-tech based clusters can attract new firms and provide internationally competitive advantage. In this study, high-tech clusters are discussed with a literature review. It is focused also analyzing the role of high-tech clusters potential in economic development of Turkey.

Özet

Bugün bölgesel politikalar küreselleşme süreci, yeni üretim süreçlerinin ortaya çıkması ve teknolojik gelişmeler tarafından yeniden şekillendirilmektedir. İş dünyasındaki aynı ve/veya ilişkili sektörlerdeki firmaların yakın fiziksel mesafede faaliyet gösterme ve yerleşme eğilimleri, bu yeni politikalar üzerinde etkili olmaktadır. Gittikçe artan küresel rekabete uyum sağlama ihtiyacı ve ekonomilerini yerelleşmiş firma grupları üzerine kuran gelişmiş bölge örnekleri, yerel, bölgesel ve ulusal yönetimlerin, girişimci kümelenmeler üzerine kurulan politikalara yönelmelerine neden olmuştur. Uluslararası rekabette teknoloji önemli bir rol üstlenmekte ve teknolojideki gelişmeler sadece elektronik ve telekomünikasyon gibi tipik teknoloji alanlarına değil, bunların dışındaki birçok sektöre de uygulanmaktadır. Yüksek teknoloji endüstrileri gerek bölgesel gerek ulusal anlamda ekonomik gelişmişliğin itici gücü durumundadırlar. Günümüzde kullanılan teknoloji yoğunluğuna ve son ürüne göre, yüksek teknoloji olarak kabul edilen sektör sayısı artmıştır. Dolayısı ile yüksek teknoloji mal ve hizmetlerin üretilmesi ve pazarlanması kuşkusuz iş ve ekonomi dünyasında gittikçe yerini sağlamlaştıran bir öneme sahiptir. Yüksek teknoloji genelde en ileri veya gelişmiş teknoloji anlamında kullanılır ve zamanla meydana gelen değişimi ifade eder. Yüksek teknoloji geçmişten veya gelecekten ziyade mevcut zamandaki teknolojileri tanımlamak için kullanılır. Dolayısı ile 1960’larda yüksek teknoloji olarak kabul edilen ürünler bugün standart hale gelmiş, hatta düşük teknolojili ürünler olarak da kabul edilebilir. Bugün 20-30 sene öncesine nispeten kullanılan teknoloji yoğunluğuna ve son ürüne göre, yüksek teknoloji olarak kabul edilen sektör sayısı artmıştır. Bunlardan bazılarını; malzeme, enerji, havacılık ve uzay teknolojisi, yapay zeka, biyoteknoloji, nanoteknoloji, nükleer fizik, robotik, telekomünikasyon ve bilgisayar gibi sektörler oluşturmaktadır. Yüksek teknoloji işletmeleri çok kısa sürede ciddi büyümeler gösterebilmekte ve ait oldukları ülkeleri de beraberlerinde bu büyümeye sürüklemektedirler. Fakat pazara sunulan yüksek teknoloji ürünlerin büyük kısmı düşük ticarileşme ve yüksek kabul görmeme riski ile karşı karşıyadır. Artık şirketler için güç olan sadece yeni fikirlerin üretilmesi ve hayata geçirilmesi değil, aynı zamanda ortaya çıkan ürünlerin tüketiciler tarafından beğenilip, kabul edilebilir ürünler olmalarıdır. Yüksek kar fırsatları sunan bu ürünler, tasarlanması ve üretilmesi aşamalarında büyük yatırım miktarları gerektirdiğinden, ürünlerin pazarda başarısız olmaları durumunda işletmeleri ciddi finansal bunalımlara sürükleyebilmektedirler. Yüksek teknoloji üretimi ülkelerin gelişmişliğini sağlamak ve bu gelişmişliği sürdürmek için kaçınılmaz bir faktördür. Gelişmiş ülkelerin rekabet modelleri yüksek teknoloji geliştirme, yüksek teknoloji mal ve hizmetleri üretip dünya pazarlarına sunmaları üzerine kuruludur. Kurulması ve geliştirilmesi için ciddi risk sermayeleri gerektirmektedir. Getirdiği riskin yanında ise yüksek kar fırsatları sunmaktadır. Yüksek teknoloji işletmeleri arasında gerçekleştirilecek kümelenme çalışmaları bu çabaların yönetilmesine önemli bir çıkış noktası yaratabilmektedir. Kümelenmeler, kümelenmeye dahil olan işletmelere, kendi esnekliklerinden feragat etmeden, büyük ölçekli ya da diğer işletmelerle ile resmi bağlantılara sahip işletmeler gibiymiş gibi fayda elde etmelerini sağlar. Bir kümelenmenin üyesi olmak, girdilere sahip olmada; bilgiye, teknolojiye ve gerekli kurumlara erişmede; ilişkili şirketleri koordine etmede ve gelişimi ölçmede ve teşvik etmede daha verimli çalışmalarını sağlamaktadır. Bu işletmelerin işe alımlardaki arama ve işlem maliyetlerini düşürecek ve zamanı kısaltacaktır. Bunların yanı sıra kümelenme çeşitli fırsatlar sunar ve çalışanların farklı yerlerde istihdam riskini düşürür, hatta diğer bölgelerdeki yetenekli çalışanları kendine çeker. Ayrıca İyi gelişmiş bir kümelenme diğer önemli girdilerin sağlanmasında da etkin bir yol sağlar. Böylece derin ve özelleşmiş bir tedarikçi tabanına sahip olunabilir. Uzaktaki bir tedarikçiden kaynak sağlamak yerine yerel tedarikçileri kullanma k işlem maliyetlerini düşürecektir. Bu yapı, envanter ihtiyacını minimize edecek, ithalat ve gecikme maliyetlerini ortadan kaldıracaktır. Yakınlık iletişimi geliştirecektir, doğal olarak bu durum, tedarikçiler için satış sonrası hizmetlerini sağlamalarını kolaylaştıracaktır. Diğer yandan pazar, teknik ve rekabet bilgilerinin tamamı kümelenme içinde birikir ve üyeler bu bilgileri kullanmak isterler. Ayrıca, kişisel ilişkiler ve topluluk bağları güveni tesis eder ve bilgi akışını hızlandırır. Bu koşullar yüksek teknoloji işletmeleri için bilgiyi daha akıcı bir hale getirir. Kümelenmenin yaygın bir kavram haline gelmesi ile birlikte ülkemizde de kümelenme politikasının geliştirilmesi yönünde çalışmalara başlanmıştır. Ulusal kümelenme politikasının geliştirilmesi projesi neticesinde ortaya çıkan Beyaz Kitap’ta kümelenme politikasının vizyonu “Türkiye’deki kümelerin, yerel rekabet gücü ve yenilikçilik için iktisadi ve kurumsal işbirlikleri ve bilgi ağları yoluyla, küresel ekonomik zorluklarla mücadeleye hazır ve yerel refahın kaynağı haline gelmesi ”olarak belirlenmiştir. Kümelenme politikasının hedefleri KOBİ’ler ve büyük işletmeler arasında ağ yapılarının tesis edilmesi, yenilikçi faaliyetleri hızlandırarak üretkenliği artıracak üniversite-sanayi işbirliğinin kurulması ve nihayet ulusal ve yerel rekabetçiliğin artırılması kümelenme politikasının hedefleri arasında yer almaktadır. Dünya genelindeki kümelenme politikaları incelendiğinde bu politikaların ülkelere, ihtiyaçlara ve oluşturulma amacına göre değişiklik gösterdiği görülmektedir. Ülkemiz için bir kümelenme politikası geliştirilirken başarı örneklerine bağımlı kalmak yerine ihtiyaçların iyi analiz edilmesi ve ihtiyaçlara yanıt verecek bir politikanın geliştirilmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada yüksek teknoloji kümelenme yaklaşımları l