Journals / IIB International Refereed Academic Social Sciences Journal / 2014 / Cilt: 5 - Sayı: 15

AİLEDE KULLANILAN ÖFKE SÖYLEMLERİNİN ŞİDDET EĞİLİMİ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLMESİ

AN ASSESSMENT OF ANGER DISCOURSE USED IN THE FAMILY IN TERMS OF TENDENCY TO VIOLENCE(*)

Pages
14–24
DOI
—

Abstract

In Turkey violence is recently becoming an uprising and widespread issue while such crimes highly dominate the news on media as well as this issue is evident in the relevant literature. Violent acts unfortunately and especially affect children. The basic foundations of personal development can be seen in early childhood during which the children internalize what they hear and see. As they grow up children reinforce the things they have learned and behave accordingly. Violent acts are often committed by parents or others (teacher, caregiver, peers or older children, etc.) on each other or on children when the doer loses control of his / her anger. Children are exposed to violence or witness it within the household or out. The use of anger discourse or being exposed to this discourse has a vital importance in unveiling the tendency of violence. In the light of such information, this study was carried out in order to evaluate anger discourse in terms of tendency to violence. The data were collected through “Interview Form for Anger Discourse in the eye of Children” which was developed by the authors using semi-structured interview technique. The sample of this study was comprised of a randomly selected 190 children (10 children from each school) from a randomly selected 19 early childhood education centers within the province of Afyonkarahisar during 2012-2013 academic year. The data collected were analyzed according to descriptive analysis technique which is one of those used in qualitative research methods. As a result of the study, it was concluded that in most of the families there were evident signs of physical violence besides threatening and offending discourse elements all of which can be seen as reasons for child’s tendency to violence.

Özet

Son yıllarda ülkemizde yapılan araştırmalar ve medyaya yansıyan haberler incelendiğinde şiddet olaylarının her geçen gün arttığı, gittikçe daha yaygın bir sorun haline geldiği gözlenmektedir. Bu olaylardan en çok zarar gören ve etkilenen çocuklardır. Çocuklarda kişilik gelişiminin temeli okul öncesi dönemde atılmaktadır. Bu dönemde çocuklar gördüklerini ve duyduklarını içselleştirmektedir. Bu yaşlardan sonra ise öğrendiklerini pekiştirmekte ve buna uygun davranışları sergilemektedir. Şiddet ortamında büyüyen çocuklar, bu söylem ve davranışların normal yaşamın bir kuralı olduğunu benimsemekte, ruhsal yaşamlarında oluşan sorunları hem yaşamakta hem de başkalarına yaşatmaktadır. Şiddet yetişkinin ruh sağlığını bozarken, şiddetle baş etme olanakları sınırlı olan çocukların ruh sağlığını daha fazla bozmaktadır. Sadece şiddete uğramak değil, şiddete tanıklık etmek de çocukların ruh sağlığını bozmaktadır. Şiddet, çoğunlukla anne babanın veya bir başkasının (öğretmen, bakıcı, akran veya büyük çocuklar vb.) öfkesini kontrol edemediği durumlarda, birbirlerine veya çocuklara karşı uygulanmaktadır. Çocuklar aile içinde veya aile dışında şiddete uğramakta veya şiddete tanıklık etmektedir. Şiddete tanıklık durumlarından olan öfke söylemlerinin kullanılması ya da öfke söylemlerine maruz kalma, şiddet eğilimini ortaya koyma açısından son derece önemlidir. Bu noktadan hareketle araştırma, ailede kullanılan öfke söyleminin şiddet eğilimi yönünden değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen “Çocuk Gözüyle Öfke Söylemleri Görüşme Formu” ile nitel araştırma tekniklerinden yarı yapılandırılmış bireysel görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Görüşme, araştırmaya katılan bireylerle sözlü iletişim yolu ile derinlemesine çalışma yapmaya olanak sağlayarak bilgi toplamaya yarayan araştırma tekniğidir. Görüşmelerde katılımcılara araştırma sorusunu yanıtlamaya yardımcı olacağı düşünülen sorular sorularak yanıtları kaydedilir. Görüşmeler; görüşme amacına, görüşmeye katılanların sayısına, görüşmedeki kuralların katılığı ile görüşülmek istenen kişiye bağlı olarak sınıflandırılabilir. Bireysel görüşmede görüşmeci ile kaynak kişi dışında kimse bulunmaz. Yarı yapılandırılmış görüşme, araştırmacının sorularını önceden belirlediği ve çoğunlukla bütün katılımcılara aynı soruları aynı sırada yönelttiği görüşmedir. Bu durumda araştırmacı neyi aradığını kesin olarak bilerek görüşme yapmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği, sahip olduğu belirli düzeyde standartlık ve aynı zamanda esneklik nedeni ile eğitim bilim araştırmalarında daha uygun bir teknik görünümü vermektedir. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinin araştırmacıya sunduğu en önemli kolaylık görüşmenin önceden hazırlanmış görüşme protokolüne bağlı olarak sürdürülmesi nedeni ile daha sistematik ve karşılaşılabilir bilgi sunmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu; 2012-2013 eğitim-öğretim yılında Afyonkarahisar il merkezindeki İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okul öncesi eğitim kurumlarından tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 19 okuldan yine tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen beş-altı yaşlarında 190 çocuk (her okuldan on çocuk) oluşturmuştur. Çalışma grubundaki çocukların demografik özellikleri incelendiğinde; %52,6’sının erkek, %47,4’ünün kız olduğu; annelerinin %54,2’sinin 30-39 yaş, %39,5’inin 29 yaş ve altı, %6,3’ünün ise 40-49 yaş aralığında olduğu; %55,3’ünün ilköğretim, %25,8’inin üniversite, %16,8’inin lise mezunu, %2,1’inin ise okuryazar olduğu; %72,1’inin ev hanımı, %23,2’sinin memur, %4,2’sinin serbest meslek sahibi olduğu; babalarının %70,5’inin 30-39 yaş, %15,8’inin 40-49 yaş, %13,7’sinin 29 yaş ve altı olduğu; %41,6’sının ilköğretim, %33,7’sinin üniversite, %24,2’sinin lise mezunu, %0,5’inin ise okuryazar olduğu; %59,4’ünün serbest meslek, %26,8’inin memur, %12,1’inin işçi ve %2,6’sını işsiz olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın verileri, nitel araştırma yöntemlerinde kullanılan analiz tekniklerinden betimsel analiz tekniğine göre çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, ailelerin çoğunluğunda şiddet eğilimi göstergesi olarak değerlendirilebilecek fiziksel şiddet içeren, tehdit içeren, hakaret içeren ifadelerin kullanıldığı tespit edilmiştir.