Journals / Turkish Studies - Language and Literature / 2019 / Cilt: 14 - Sayı: 1

HÜSEYİN SU IN UNDERSTANDING THE RELATIONSHIP BETWEEN ISLAMISM AND LITERATURE

TÜRKİYE’DE İSLAMCILIK EDEBİYAT İLİŞKİSİ BAĞLAMINDA HÜSEYİN SU

Pages
45–58
DOI
—

Abstract

This article explores a writer: Hüseyin Su in terms of his position in the relationship between Islamism and literature. In the first place, a general overview about this relationship has been offered by focusing on the central role of poets and writers in shaping Islamism similar to other intellectual movements. Nuri Pakdil as a reason of the transition of Hüseyin Su from İbrahim Çelik and an influential figure for him to construct his worldview has been covered in a separate section. Then, based on Su’s work, the article has attempted to offer a comprehensive framework for writer’s intellectual perspective. In the light of arguments covered in the article, it is possible to say that although he has been considered as “Islamist” and “conservative”, Hüseyin Su has distanced himself from using the terms “Islamist”, “nationalist” and “conservative” by noting that these perspectives are mostly used with a reference to western terminology. The relationship between politics, art and literature has been another issue that Su has paid attention. Hüseyin Su has argued that these fields may carry a threat to human nature by bolstering people’s ego. Finally, the usage of literature for ideological purposes has been also covered by Su. Indeed, he has argued that the ideological production of literature could not contribute to any intellectual movement. It is possible to say that although Su has been influenced by Sezai Karakoç, Necip Fazıl Kısakürek and mostly Nuri Pakdil, he has still managed to create his own literature and intellectual tradition.

Özet

Bu makalede, “İslamcılık”-edebiyat ilişkisi bağlamında edebiyatçıöykücü Hüseyin Su ele alınmaktadır. Makalede öncelikle “İslamcılık”edebiyat ilişkisine yönelik bir çerçeve çizilmeye çalışılmakta, başka düşünce hareketlerinde olduğu gibi “İslamcılık” hareketi içinde de şair ve edebiyatçıların ağırlıkta olması konusu genel hatlarıyla tartışılmaktadır. İbrahim Çelik’in Hüseyin Su’ya dönüşmesinin müsebbibi ve Su’nun duygu ve düşünce dünyasını etkileyen en önemli isimlerden biri olarak Nuri Pakdil’e ayrı bir başlık ayrılmıştır. Daha sonrasında ise Su’nun denemeleri, söyleşileri ve öyküleri üzerine yapılan değerlendirmelerden hareketle Su’nun anlam, anlayış, yorum ve düşünce dünyasına yönelik genel bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Hüseyin Su, her ne kadar “İslamcı”, “muhafazakâr” bir kimlikle değerlendirilse de, esasında “İslamcı”, “milliyetçi”, “muhafazakâr” gibi tanımlamalara eleştirel baktığı ve genel olarak hepsini benzer şekilde “Batılı” referanslarla ilişkili olarak düşündüğü anlaşılmaktadır. Su, Siyaset, sanat ve edebiyat alanlarının insanı “öne çıkaran” ve bir anlamda “popüler” yapan özelliklerinden dolayı insanın tabiatındaki doğallığı “iğfal” edici bir işlevinin olduğunu düşünmektedir. Dikkat çektiği konulardan biri de edebiyat alanındaki “ideolojik” üretimlerdir. Su, bu tarz, “edebiyata iş gördüren” yaklaşımların hiçbir düşünce hareketine katkı sağlayamayacağını, tam tersine olumsuz etkileyeceğini ifade etmektedir. Başta Nuri Pakdil olmak üzere, Sezai Karakoç, Necip Fazıl Kısakürek gibi isimlerden etkilenmiş olan Su’nun, kendine özgü bir edebiyat ve entelektüel düşünce ortaya koyabildiği söylenebilir.