Journals / Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi / 2021 / Cilt: 23 - Sayı: 1

Turkey’s Think Tanks as A Sphere of Representation

Bir Temsil Alanı Olarak Türkiye’de Düşünce Kuruluşları

Pages
1–19
DOI
—

Abstract

There are competition and cooperation between Turkey's social segments in social, political, economic, and cultural fields to the extent permitted of democracy and pluralism. Think tanks' sphere is one of the arenas where this competition and cooperation happen. In Turkey, think tanks have emerged in 1960s, increased in numbers since 1990s, become an "ideas sector" after 2000s. Although they are not as effective as US and European counterparts, in Turkey's have become an important actor in security, foreign and domestic policy issues. Their reports and proposals, albeit in limited numbers, have affected the agenda of country and have been the subject of positive and negative criticism. This article examines think tanks as a representation sphere where social segments strive to exist on an intellectual basis. The scope of study is limited with civil society-based think tanks. The study has conducted on a theoretical based. Also, a limited number of in-depth interviews has been used. After all, 55 civil-based think tanks and their aggregation of geographical and historical have been determined. Also, it has been determined that these organizations provide for different social segments to represent themselves on an intellectual basis, and in this direction, they have increased their impact and influence especially since 2000s.

Özet

Türkiye’de toplumsal kesimler arasında sosyal, politik, ekonomik ve kültürel alanlarda demokrasi ve çoğulculuğun elverdiği ölçüde rekabet ve iş birlikleri sözkonusu olmaktadır. Düşünce kuruluşları alanı bu rekabet ve iş birliğinin görüldüğü arenalardan biridir. Türkiye’de 1960’lardan itibaren düşünce kuruluşları ortaya çıkmış, 1990’larda sayıları ciddi oranda artmış 2000’li yıllar sonrasında önemli bir “fikir sektörü” haline gelmişlerdir. ABD ve Avrupalı muadilleri kadar etkili olmasalar da Türkiye'de düşünce kuruluşları güvenlik, dış ve iç politika konularında önemli aktörlerden biri haline gelmiştir. Rapor ve önerileri sınırlı sayıda da olsa ülke gündemini etkilemekte ve olumlu –olumsuz eleştirilerin konusu olabilmektedir. Bu makale, toplumsal kesimlerin entelektüel temelde varlık göstermeye çaba gösterdikleri bir temsil alanı haline gelen düşünce kuruluşlarını incelemektedir. Makalenin kapsamı sivil toplum temelli düşünce kuruluşları ile sınırlandırılmıştır. Çalışma, temelde teorik olarak yürütülmüştür. Ayrıca sınırlı sayıda düşünce kuruluşu temsilcileri ile derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda sivil temelli 55 düşünce kuruluşu, bu kuruluşların coğrafi ve tarihsel yığılma durumları tespit edilmiştir. Bu düşünce kuruluşlarının farklı toplumsal kesimlere düşünsel temelde kendini sunum imkânı sağladığı ve bu doğrultuda özellikle 2000’li yıllardan itibaren etki ve nüfuzlarını arttırdıkları tespit edilmiştir.