Journals / İDEALKENT / 2016 / Cilt: 7 - Sayı: 20
Local Preservation and the City Museums in Turkey
- Journal
- İDEALKENT
- Pages
- 936–965
- DOI
- —
Abstract
With the acceleration of globalization in the late 20th century, the nation states begin to decline and the cities become more visible in the global scene. To participate in the global market, governments promote city branding in global and local competition; therefore, local values are seen as the input of this competition. Therefore, the values which are “local” and what make a city “the city” began to be emphasized; or, to be produced. Beginning from the 1990’s, all over the world, the city museums emerge with this motivation. In Turkey, city museums began to show up at the beginning of 2000s, but the foundations of that initiative laid in 1990s. With the effect of globalization, throughout the world the localism gains more importance and it affected the historic preservation approaches. In Turkey the atmosphere of the 1990s led the establishment of non-governmental organizations, aiming to develop historical consciousness in society, preserve the local historical and cultural values. But I may claim the basic motivation is the local administrations; to establish a city museum defined as one of the missions of the municipalities, which led the city museums become widespread in Turkey. Up to now, 50 city museums are established and 60 are proceeding in different cities and towns in Turkey. In this article 50 museums were studied as an inventory and the commonalities and different features of the museums are reviewed. This inventory is composed of the discourse of the museums, official discourse of local administration, works of non-governmental organizations and academic research. Among these discourses the relation between the local preservation in Turkey and the city museums is discussed.
Özet
20. yüzyılın sonlarına doğru küreselleşme ile birlikte ulus devletlerin zaman aşımına uğradığı bir süreç yaşanırken kentler de devletlerin üstünde popülerlik kazanarak kendi markalarını oluşturmaya ve bu marka değerlerini sergilemeye/pazarlamaya başladı. “Yere özgü” olan “kenti kent yapan değerler” üzerine vurgu yapılmaya, eğer yoksa bu değerler üretilmeye başlandı.1990’lı yıllarda dünyanın çeşitli kentlerinde kurulmaya başlanan kent müzeleri de bu motivasyon ile ortaya çıktı; “kente özel” olan değerlerin vurgusunun yapıldığı “kente özgü tarihin” anlatıldığı bellek mekanları olarak tasvir edilerek. Türkiye’de kent müzelerinin kurulmaya başlanması 2000’li yıllarda gerçekleşti. 1990’lardan itibaren “Kültür Evleri” projesini yürüten ÇEKÜL Vakfı ve 2000 yılında kurulan Tarihi Kentler Birliği Türkiye’de kent müzelerinin kurulmasında öncülük eden kurumlar arasında yerlerini aldı. Ancak temel motivasyon yerel yönetimler üzerinde yer almakta. Yerel yönetimler kent müzelerini “kentin hafızası” olarak tanımlarken bu müzelerin “kent belleğini koruyarak” “kentlilik bilinci” geliştireceğini ve “kentsel aidiyet” hissini oluşturarak “ortak bir kentli kimliği” inşasında öncü olacağını sıklıkla vurgulamaktadır. 2000 yılından günümüze Türkiye’de 50 kent müzesi kurulmuş ve 60 müzenin de kurulum çalışmaları devam etmektedir. Bu çalışmada kurulan 50 müze bir envanter halinde incelenmiş ve ortaklıklar ve farklılıklar üzerinde durulmuştur. Bu envanter müzelerin kendi söylemleri, yerel yönetimlerin müzeler ve kentlerle ilgili söylemleri ve Türkiye’deki kent müzeleri hakkında literatür çalışmaları üzerinden, özellikle Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfının ortak yayınladığı “Geçmişten Geleceğe Yerel Kimlik” dergisinde yer alan söylemler doğrultusunda hazırlanmıştır. Bu söylemler içerisinde Türkiye’de yereli korumak üzerinden kurulan söylemin kent müzeleri ile ilişkili olarak nasıl ele alındığı incelenmiştir.