Journals / Milli Folklor Dergisi / 2019 / Cilt: 16 - Sayı: 124

Beypazarı Houses Within The Context of Traditional Ecological Knowledge

GELENEKSEL EKOLOJİK BİLGİ BAĞLAMINDA BEYPAZARI EVLERİ

Pages
213–229
DOI
—

Abstract

Ecology is a field of study that has emerged as one of the sub-research areas of biology. Ecology, which focuses on examining the relationship between all natural beings and their environment, sees nature as a system consisting of harmoniously functioning parts that cannot be considered independent of each other. Culture, on the other hand, is a complex whole that forms the customs, traditions, attitudes and behaviors patterns that the individual and society obtains as a result of their experiences and conveys them to future generations in order to reach the ideal life. The natural environment, then, plays a major role in the realization of all kinds of cultural production. In this sense, ecology has influenced the social sciences that conduct cultural studies from different perspectives. The concept of cultural ecology in social sciences is research areas that study societies' adaptation, evolution, process and verbal, written, material and behavioral productions in this process. Culture maintains all kinds of production it produces within the framework of the traditionally accepted common assumptions. In this context, the approach considered as “traditional ecological knowledge” is all kinds of ideas, discoveries, practices, beliefs and behaviors that societies implement in order to improve the quality of life against all conditions and opportunities of natural environment. Traditional ecological knowledge is therefore an approach to understanding the nature-coordinated cultural creations for folkloristics at the crossroads of social sciences. Traditional ecological knowledge from the perspective of folkloristics is the basic guide of societal worldview or a system of attitudes and behaviors that can be called as folk philosophy or mentality and a constructive, directive and protective interaction. From this perspective, traditional ecological knowledge reveals the causal link between the common attitudes and behaviors of a traditional environment, which is regarded as a community of people who agree to preserve the knowledge they create within themselves. It also has local character. Traditional ecological knowledge is closely related to the research interest of folkloristics, such as folk medicine, folk vet, folk beliefs, folk calendar, folk economy and folk architecture. Traditional architectural knowledge, which has been fixed by trial and error method for many years, is determined and applied according to the geography, climate and material conditions allowed by the ecological environment. The district of Beypazari, chosen as a sampling area, is located in the northwest of Ankara and is suitable for the use of stone, wood, adobe and lime in terms of architectural material. Beypazari has examples with distinctive features of Turkish housing architecture. These houses are not only in terms of materials; in this geography, which is located in an earthquake zone, the measures taken by the traditional construction approach against earthquake are also taken into consideration. Today, while the concrete buildings are destroyed by a slight intensity earthquake, these old buildings, built by the traditional method, stand upright. It is certain that the ecological universe surrounding the local people is also determinant in some practices regarding beliefs. In the construction of some parts of Beypazari houses, the existence of natural environment and beliefs overlapped and enabled some practices to be implemented. The answers to the “why?” and “how” questions about many behaviors in public life are hidden within traditional ecological knowledge. Traditional Beypazari houses reveal the rational solutions of local building masters integrated with nature within the scope of this information. In this article, the impact of traditional ecological knowledge on Beypazari houses in terms of construction materials and methods and related beliefs is evaluated. Literature review, observation and interview methods were used during the research. Based on the data obtained, recommendations are made for the future conservation and sustainability approach of this information.

Özet

Ekoloji, biyoloji biliminin alt araştırma alanlarından biri olarak ortaya çıkmış bir çalışma sahasıdır. Tüm doğal varlıkların birbirleri ve çevreleri ile ilişkisini incelemeye odaklanan ekoloji, doğayı birbirlerinden bağımsız düşünülemeyecek, birbirleriyle uyumlu işleyen parçalardan müteşekkil bir sistem olarak görür. Kültür ise, bireyin ve toplumun, ideal yaşama ulaşmak üzere, içinde bulunduğu doğal çevresinde, deneyimler sonucu elde ettiği, uyguladığı gelecek kuşaklara aktardığı âdet, gelenek, örf, tutum ve davranış kalıplarını oluşturan karmaşık bir bütündür. O halde, doğal çevre, her türden kültürel üretimin gerçekleşmesinde başat rol oynamaktadır. Bu anlamda ekoloji, farklı açılardan kültür araştırmaları yapan sosyal bilimleri de etkilemiştir. Sosyal bilimlerde kültürel ekoloji kavramı, toplumların çevreye uyumlanma, evrilme, sürecini ve bu süreçteki sözlü, yazılı, maddî, davranışsal üretimlerini çalışan araştırma sahalarıdır. Kültür, ortaya çıkardığı her türden üretimi, gelenekselleşen ortak kabuller çerçevesinde muhafaza eder. Bu bağlamda “Geleneksel ekolojik bilgi” olarak değerlendirilen yaklaşım, toplumların doğal çevrenin bütün koşulları ve bütün imkânları karşısında yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla hayata geçirdiği her türlü fikir, keşif, pratik, inanç ve davranışların tamamıdır. Dolayısıyla, geleneksel ekolojik bilgi, sosyal bilimlerin kavşak noktasında yer alan halkbilimi için, doğa ile eşgüdümlü kültürel yaratımları anlamaya yönelik bir yaklaşım tarzıdır. Halkbilimi perspektifinden geleneksel ekolojik bilgi, toplumların geleneksel dünya görüşü veya halk felsefesi ya da zihniyeti denebilecek tutum ve davranışlar dizgesi ile oluşturucu, yönlendirici ve koruyucu mahiyette bir karşılıklı etkileşimin temel kılavuzu durumundadır. Bu bakışla, geleneksel ekolojik bilgi, kendi içlerinde yarattıkları bilgiyi muhafaza etmekte hemfikir olan insanlar topluluğu olarak kabul edilen bir gelenek çevresinin ortak tutum ve davranışlarına dair sebep- sonuç bağlantısını ortaya koymaktadır. Aynı zamanda yerel karakter taşımaktadır. Geleneksel ekolojik bilgi, halk hekimliği, halk veterinerliği, halk inançları, halk takvimi, halk ekonomisi ve halk mimarisi gibi halkbiliminin araştırma kadroları ile yakından ilişkilidir. Uzun yıllar içinde deneme- yanılma yöntemi ile sabitlenen geleneksel mimarî bilgi, ekolojik çevrenin elverdiği coğrafya, iklim, malzeme koşullarına göre belirlenir ve uygulanır. Örneklem alan olarak seçilen Beypazarı İlçesi, Ankara’nın kuzey batısında ve mimarî malzeme bakımından taş, ahşap, kerpiç, kireç kullanımına elverişli bir coğrafyada yer almaktadır. Beypazarı, Türk konut mimarisinin belirgin özelliklerini taşıyan örneklere sahiptir. Bu evler sadece malzeme bakımından değil; bir deprem kuşağında bulunan söz konusu coğrafyada, geleneksel inşa anlayışının, depreme karşı aldığı önlemleri de göz önüne sermektedir. Bugün, betonarme binalar, gayet düşük şiddetli bir depremle bile yerle bir olurken, geleneksel yöntemle inşa edilmiş bu yaşlı binalar, dimdik ayakta durmaktadır. Yerel halkı çevreleyen ekoloji evreninin, inançlara yönelik birtakım uygulamalarda da belirleyici olduğu muhakkaktır. Beypazarı evlerinin kimi bölümlerinin inşasında da doğal çevre varlığı ve inançlar örtüşerek birtakım uygulamaların hayata geçmesini sağlamıştır. Halk hayatında gerçekleşen birçok davranış hakkında “neden?” ve “nasıl?” sorularının yanıtı, geleneksel ekolojik bilginin içinde saklıdır. Geleneksel Beypazarı evleri, bu bilginin verileri kapsamında, yerel yapı ustalarının doğa ile bütünleşik akılcı çözümlerini gözler önüne sermektedir. Bu makalede geleneksel ekolojik bilginin, yapım malzeme ve yöntemleri, ilgili inançlar bağlamında Beypazarı evleri üzerindeki etkisi değerlendirilmektedir. Çalışma sırasında yazılı kaynak taraması, gözlem, mülâkat yöntemlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda bu bilginin geleceğe yönelik koruma ve sürdürülebilirlik yaklaşımına dair öneriler sunulmaktadır.