Journals / Muhafazakâr Düşünce Dergisi / 2013 / Cilt: 1 Sayı: 37

Sekülerleşme teorisi

Pages
—
DOI
—

Özet

\r\n 20. yüzyılın ikinci yarısında din sosyologlarının sekülerleşmenin ne olduğuna ve ne olmadığına dair yaptıkları uzun tartışmalar onlarca kitap ve yüzlerce ma­kalenin konusu oldu. Son yarım asır boyunca sosyoloji dünyasının bir karakte­ristik özelliği de sekülerleşmeyi tanımlama ve ölçme yöntemleri konusunda ya­şanan derin anlaşmazlıklardı. Tüm bu anlaşmazlıklara rağmen, Batı eksenli sos­yoloji literatüründe kendisine sıkça yer bulan sekülerleşme paradigması, kimi anlaşılabilir sebeplerden dolayı Türkiye akademi dünyasının çok ilgisini çek­medi. Buna paralel olarak sekülerleşme kelimesi Türkiye'deki yazılı ve görsel basında ya hiç kullanılmadı ya da dinsizlik veya laikleşme ile karıştırıldı. Sekü­lerleşme paradigmasının Türkiye'de yaşadığı bu sancılı süreçten dolayı bu ma­kalenin birinci bölümünde öncelikle sekülerleşme paradigmasının ne olduğunu tartışılmaktadır. İkinci bölümde ise sekülerleşme paradigmasını daha net şe­kilde ifade edebilmek, "sekülerleşme eşittir dinin yok olması" şeklindeki genel algının yanlışlığını gösterebilmek ve sekülerleşmenin bir ideoloji değil son yüz­yılın en önemli teorilerinden biri olduğunu ifade edebilmek için sekülerleşme paradigmasının ne olmadığını anlatılmaktadır.\r\n