Journals / Batman Akademi Dergisi / 2026 / Cilt: 10 Sayı: 1
The Problem of Transition from Letter to Meaning: The Notions of Signification Among Rhetoricians and Logicians
- Journal
- Batman Akademi Dergisi
- Pages
- 31–52
Abstract
The relationship between word and meaning emerged with the attainment of linguistic consciousness, and the question of how a word conveys meaning, and within what possibilities, has attracted scholarly attention since the earliest periods. Although various disciplines have examined this relation for their own purposes, bayān scholars and logicians have given it particular prominence. Discussed under the heading of dalāla (signification), it first appeared as an introductory topic in logic works and, over time, became a shared subject across logic, disputation (munāẓara), uṣūl al-fiqh, and especially the sciences of bayān. Since discussions in other fields largely draw on these two traditions, they have played a decisive role in the development of dalāla. Linguists maintain that the link between word and meaning is a necessary one, comparable to the relation between fire and smoke. This link sometimes concerns the natural structure of words and sentences, and sometimes the manner in which meaning is understood. In addressing dalāla, bayān scholars and logicians first define it, then classify its types, and finally state the purpose for which they include it in their works. Yet no study has been found that systematically identifies their shared and divergent points. This study aims to determine these commonalities and differences and to offer evaluative remarks.
Özet
Kelime ile anlamı arasındaki ilişki, dilsel bilincin kazanılmasıyla ortaya çıkmış; bir kelimenin, anlamı nasıl ilettiği ve bunu hangi imkânlar dâhilinde gerçekleştirdiği meselesi en erken dönemlerden beri ilmî ilgi görmüştür. Çeşitli disiplinler bu ilişkiyi kendi amaçları doğrultusunda ele alsa da ona özel bir önem atfedenler özellikle beyâncılar ile mantıkçılar olmuştur. Delâlet başlığı altında tartışılan bu konu, önce mantık eserlerinde bir giriş meselesi olarak ortaya çıkmış; zamanla mantık, münazara, usûlü’l-fıkıh ve özellikle beyân ilimleri arasında paylaşılan ortak bir konu hâline gelmiştir. Diğer alanlardaki tartışmalar büyük ölçüde bu iki geleneğe dayandığından, delâletin gelişiminde belirleyici rol yine onlara aittir. Dilciler, kelime ile anlamı arasındaki bağın ateşle duman arasındaki ilişkiye benzer biçimde zorunlu olduğunu ileri sürer. Bu bağ bazen lafız ve cümlelerin doğal yapısıyla, bazen de anlamın anlaşılma tarzıyla ilgilidir. Beyâncılar ve mantıkçılar delâleti ele alırken önce tanımını yapar, ardından türlerini tasnif eder ve eserlerinde bu konuya hangi amaçla yer verdiklerini belirtirler. Buna rağmen, bu iki disiplinin ortak ve farklı yönlerini sistematik biçimde karşılaştıran bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışma, söz konusu ortaklık ve ayrımları belirlemeyi ve konuya dair değerlendirmeler sunmayı amaçlar.