Journals / Kutadgubilig: Felsefe Bilim Araştırmaları / 2025 / Cilt: 0 Sayı: 51
The Concept of the Human in Bambara Ethno-Philosophy
- Pages
- 13–39
- DOI
- —
Abstract
This study examines Bambara ethno-philosophy. Ethno-philosophy can be defined as the process of making philosophical inferences from the worldview of an ethnic group. The concept of cosmo-ontology forms the foundation of Bambara ethno-philosophy. In this context, the nature of human will be examined within the framework of cosmo-ontology in our study. Cosmo-ontology can be defined as an approach that investigates the origins of the cosmic structure and the nature of existence. In this context, cosmo-ontology aims to comprehensively understand the universe and to explore the relationship between this understanding and existence. In other words, cosmo-ontology is a method that studies existence based on the cosmos. This study will attempt to analyze human existence based on the cosmos, i.e., it will address human existence from a cosmological perspective. The study consists of three main sections. In the first section, the integrity of human beings will be examined based on ontological structure, and how this integrity is shaped will be explored. In the second section, the variability of human beings and the notion that humans are an unknowable entity due to this variability will be discussed. Finally, in the third section, it will be shown how humanhood is shaped by ethics. In this context, the concept of Maaya, i.e., humanism, in Bambara thought will be examined in detail. Based on these three sections, the Bambara people define humans as holistic and dynamic beings; humans gain meaning within and according to the cosmos. Humans establish an ontological relationship with all beings and, therefore, are always in unity and harmony. Based on this understanding of unity, the Bambara concept of humanism (Maaya) is not limited to humans alone; it aims to establish a symbiotic relationship between all beings. This is called panhumanism. Based on panhumanism, the Bambara seek solutions to global issues. An ethically grounded life ensures that individuals and communities are sensitive both to themselves and to their environment. Thus, the effort to build a more sustainable world is strengthened.
Özet
Bu çalışmada, Bambara etno-felsefesi incelenmektedir. Etno-felsefe, bir etniğin dünya görüşünden felsefi çıkarımlar yapma süreci olarak tanımlanabilir. Bambara etno-felsefesinin temelinde kozmo-ontoloji kavramı yer almaktadır. Bu bağlamda çalışmamızda, kozmo-ontoloji çerçevesinde insanın doğası ele alınacaktır. Kozmo-ontoloji, kozmik yapının ve varlığın doğasının kökenlerinin incelendiği bir yaklaşım olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda, kozmo-ontoloji evrenin kapsamlı bir biçimde anlaşılmasını ve bu anlayışın varlıkla olan ilişkisini araştırmayı hedefler. Başka bir ifadeyle kozmo-ontoloji, kozmosa dayanarak varlığı inceleyen bir yöntemdir. Bu çalışmada kozmos temel alınarak insan varlığı analiz edilmeye çalışılacaktır. Yani kozmolojik perspektiften insanın varlığı ele alınacaktır. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, ontolojik yapı temel alınarak insanın bütünlüğü ele alınacak ve bu bütünlüğün nasıl şekillendiği irdelenecektir. İkinci bölümde, insanın değişkenliği ve bu değişkenlik nedeniyle insanın bilinmez bir varlık olduğu tartışılacaktır. Son olarak üçüncü bölümde, insanın insaniyetinin etik ile nasıl şekillendiği ortaya konulacaktır. Bu bağlamda Bambara düşüncesinde Maaya yani hümanizm kavramı detaylı bir şekilde incelenecektir. Bu üç bölümden hareketle Bambaralar için insan, bütüncül ve dinamik bir varlık olarak tanımlanır; insan, kozmos içinde ve kozmosa göre anlam kazanır. İnsan, tüm varlıklarla ontolojik bir ilişki kurar ve dolayısıyla her zaman birlik ve beraberlik içindedir. Bu beraberlik anlayışına dayanarak, Bambaraların hümanizmi (Maaya) sadece insanlar arasında sınırlı kalmaz; hümanizm tüm varlıklar arasında simbiyotik bir ilişki kurmaya yöneliktir. Buna panhümanizm denir. Panhümanizm temelinde Bambaralar, küresel sorunlara çözüm arayışında bulunurlar. Etik temelli bir yaşam ise bireylerin ve toplulukların hem kendilerine hem de çevrelerine karşı duyarlı olmalarını sağlar. Böylece daha sürdürülebilir bir dünya inşa etme çabası güçlendirilmiş olur.